Bugün sakin bir gündü. Telaşssız, merasimsiz. Soğuk algınlığı bahanesiyle evde kediler ne yapıyorsa onu yaptım. Oh be dedim, hayat varmış. Çay güzel, tembellik güzel. Ben daha ağaçlara, yapraklara, bulutlara filan bakamadan sonbahar bitti. Ben de eski fotoğraflara baktım biraz. Her zamanki gibi Granada 'nın sonbahar fotoğraflarında takıldım kaldım. Bazı şehirlerde takılıp kalıyorum. Bilen bilir:) Fotoğraflar 2010 sonbaharından. Şehirle flört zamanlarımız. Bir yandan ondan hoşlanıyorum, bir yandan da geceleri sürpriz bir şekilde bastıran soğuğuna, akşam bir türlü açılmayan lokantalarına filan söyleniyorum. Üzerine de fazla düşmüyorum yani :) Derken bir şey oluyor. Bir süre yaşadıktan sonra... Sıcakla arası hiç olmayan ben, yazın 40 derece kuru sıcağına, tozu dumana katan metro inşaatına filan tek laf etmiyorum. "Büyük şehir" Sevilla 'ya burun kıvırıyorum, sabah onda açılıp öğlen birde (evet birde!) kapanan balıkçıyı bağrıma basıyorum. Varsın olsun, dükkanlar...