Nisan ne çabuk geçti. Daha “zalimsin” diyecektik, ince hırkalar giyecektik. Geçti işte. Bu aya da alelade günler damgasını vurdu. Günlere çiçekler eşlik etti: erguvanlar, laleler, erengüller. Pencereler açıldı, balkonlara sandalyeler atıldı, vapurun güvertesine geçildi. Nisan ayında Janet Frame ’den Bir Başka Yaza Doğru ’yu okudum. Neredeyse tüm bir ay bu kitabın içinde gezindim. Dışarıda akan hayatla okuduklarınız arasındaki uçurumu fark edip hafif bir baş dönmesi yaşarsınız ya. Öyle oldu. Vapurda, kafede okurken kafamı sözcüklerden kaldırdığımda bocaladım. İç saatle dış saatin birbirini hiç tutmadığı zamanlar işte. Yazarla tanışıklığım “ An Angel At My Table ” filmiyle olmuştu. (Hatta bloğun ilk yazılarından biri bu film hakkında.) Filmden sonra Janet Frame ’i daha da merak ettim, otobiyografisini okudum biraz, çevirmek için yanıp tutuştum. Türkçeye çevrilen iki kitabı var bildiğim kadarıyla. Bir Başka Yaza Doğru ve Baykuşlar Öterken . Kitap Grace ’in ...