Ne zaman yolculuk isteğim depreşse yolculuk filmlerine sarılırım. Orbis Pictus 'u da böyle bir zamanda izledim. Slovak bir yönetmenin ( Martin Sulik ) yolculukları, masalları ve Chagall'ı hatırlatan filmi. Film, 16 yaşındaki başına buyruk Tereza 'nın yatılı okuldan atıldıktan sonra çıktığı yolculuğu anlatıyor. Tereza , Bratislava'daki annesinin yanına gitmek üzere, elinde solmuş bir haritayla (ah, o haritalar, insanı nasıl da kışkırtırlar), seyrini kendinin de pek bilmediği bir yolculuğa başlıyor. Yol boyunca tuhaf kişilerle karşılaşıyor. Başına olmadık olaylar geliyor. Biz de, tavşanını takip eden Alis gibi Tereza 'nın özgür ruhunun peşine takılıyoruz, Tereza 'nın kafasının içinde geziniyoruz. Neyin gerçek neyin sahici olduğunu kimse bilmiyor, hatta bu çok da önemsenmiyor. Yolculuk sessiz bir karnavala, Chagall'ın büyülü hikayelerine dönüyor. Tereza 'nın her karşılaştığı kişiyle bir alışverişi oluyor. Acılarından kurtulmak için yarı beline kad...