Çocukken küçük bir taşra şehrinde pazar günleri kardeşimle ben, babamla birlikte istasyona gidip gelen geçen trenleri seyrederdik. Akla malum hayvanları getiren bu eylem, bizim için de büyük bir eğlenceydi o zaman. Trenlere el sallayan çocuklardan biriydim ben de. (Bu eller, dünya çocuklarının bir evrenselidir, narin çiçek sapları gibi sallanır gelip geçene.) O günlerden bu yana ne zaman bir tren görsem (" bir tren sesi duymaya göreyim ") iç çekerim, yolculuk heyecanı içimde titreşir. Şafak vaktinde, dünya ıssızken çıkılan bir yolculuğu hayal ederim. Trenle dünyayı gezmek isterdim. Bunun anlamı geniş bir zaman elbette. Trenin insanı öyle teselli eden bir yanı var, zamanı pışpışlar, dünyayı sizin için biraz yavaşlatır. Yukarıdaki fotoğraf Yogyakarta-Jakarta arasında yapılan tren yolculuğundan. Kitap, çay ve tren! Daha güzel bir üçlü olabilir mi? Eh, çayı şekerli getiriyorlar Endonezya'da ama olsun. İçtiğim en keyifli çaylardan biriydi. T...