Taşınma telaşının, eşya ile amansız mücadele günlerinin arasına sıkışsa da son zamanlarda okuduğum kitaplardan söz etmek istiyorum. Bu kez kararlıyım, arada kaynamasın yine. Son birkaç aydır öykü kitapları okuyorum. Şule Gürbüz’den “ Kambur ”, “ ZamanınFarkında ”, Yalçın Tosun’dan “ Anne Baba ve Ölümcül Şeyler ,” ve Joyce Carol Oates’dan “ Lanetliler ”, Seray Şahinler’den “ Gelin Başı ”, Alice Munro’dan “ Bazı Kadınlar ”. Şule Gürbüz ’ü 1+1 ’deki röportajlarını okuduktan sonra çok merak ettim. Hikayelerin dili tumturaklı, metni sık dokunmuş, ince gözlemlerle dolu. Fakat Şule Gürbüz, bir öykü yazarının kişilere olan merakından yoksun. Sanki o hep kapalı bir dünya içindeki tek bir kişiyi anlatmak istiyor. Dışarıda kalan, dışarıda kalmayı tercih eden kişiyi anlatıyor Şule Gürbüz . Fakat kişide bu tercihin nasıl ortaya çıktığına dair bize bir şey söylemiyor. Vasat’la hesaplaşıyor hemen her sayfada. Yazdıkları derinleştikçe koyulaşıp kararan bir kuyu. Nefesini tutman gerek...