Türkiye'de kahvaltıda zeytin yendiğini söylediğimde dil sınıfındaki herkes hayrete düşüyor. İspanyolca hocası çılgın Emilia, abartılı mimikleriyle durumu kavramaya çalışıyor: "Bir dakika, şimdi burada ekmek, burada zeytin, burada kahve ya da çay. Yani nasıl oluyor?" diye soruyor. "Deneyin, çok güzel oluyor," diyorum. Zeytin, Arapça kökenli pek çok ortak kelimeden biri. İspanyollar "aceituna" (aseytuna) diyor. Arapçadan geçen bazı kelimeleri -sanırım anlamlarının da etkisiyle- çok şiirsel buluyorum. A zahar (portakal çiçeği), naranja (portakal ağacı), granada (nar), a zafran (safran), alcantarilla ( küçük köprü)... Lorca Atlının Türküsü 'nde "Torbamda zeytin kara" dese de burada siyah zeytinler nerede saklanıyor bilmiyorum. Daha çok yeşil zeytin görüyorum. Lokantalarda genellikle yemekten önce ikram ediliyor ya da tapa (meze) olarak yeniliyor. Minnacık yeşil zeytinler özellikle çok lezzetli. Burada tabağımdaki zeytin çekirde...