gecelerikolayuyuyamayanlara... Bazen her yanın ağrır gibi sesler birikir üzerinde. O zaman bir iç mekana, sessizliğe çekilirsin, işitilmeyen seslerin yanına. Sessizliğin de eski kitaplar gibi şifa verici bir yanı vardır. Kimileri bir şeyler dağılmasın diye sürekli ses çıkarmak zorundadır. Bir şeyleri kovmak, kaçırmak, kendini korumak için. Barthes ’ın dediği gibi “ söyleme mecburiyeti *”. Sessizlik de eşit dağıtılmamıştır. Sessizlik duymadığın sesleri işitme hali. Kulağını salyangoz kabuğuna dayar gibi. Gündelik seslerin gürültüsünde boğulmuş o “narin” sesler, sessizliği incitmez, onun içinde kendine kolayca bir yer bulur. Kırda bir yaz gecesi sessizliği. Geceleri pencereni açık bırakarak yatarsın ve o gece sessizliği, gece sesleri içinde uykuya dalarsın. Cırcır böcekleri, nadir ötüşler, komşu evlerdeki bir rüzgar çanı, rüzgarın ağaçlardaki sesi, yapraklar, uzaklarda kıyıya vurduğunu duyduğun dalgalar, evlerin o işitmediğin kımıldanışları, doğramaların hafif...