Bienalde görüp en çok sevdiğim işlerden biri bu oldu: Clara Ianni ' nin "Soyut Emek" isimli işi. Soyut emeği bir tarafa bırakalım şimdilik. Soyut sanat la genel olarak utangaç bir tanışmamız vardır. Hani çocukken misafirliğe gidip mahçupluktan oturduğun yerde ayak parmaklarını içe kıvırıp kih kih gülersin ne yapacağını bilmeden. Soyut sanat la ilişkimizi ben buna benzetiyorum. Karşısında yetersizlik, mağlubiyet, ardından başgösteren uzaklaşma ve hatta horgörü gibi karmakarışık duygularla kalabiliyoruz. O yüzden o işi görüp de en azından gülmek, ya da hakkında espri yapmak bile bana iyiniyetli bir yakınlaşma, " kur yapma " isteğini gösteriyor. Fakat bazı işler var ki bu utangaçlığı anında silip atıyor, doğrudan size bir şey söylüyor, söylemek ne kelime adeta haykırıyor. Bu kürek de benim için öyle oldu. Ianni , Marks 'ın soyut emek fikrinden yola çıkmış. Röportajında , " Üretmek adına çalışmıyoruz artık. Bir anlamda, "iş" adı altında in...