Bu yıl festivalde seçtiğim filmlerin çoğunun kadın hikayelerinden oluştuğunu farkettim. Papusza , May'in Yazı , Ida , Muhteşem Kedibalığı ve Çöldeki İzler . Çöldeki İzler'i seçerken itiraf etmeliyim ki çölde geçiyor olması, ilham verici hikayesi ve bir yol filmi olması etkiliydi. Film gerçek bir hikâyeye, 1977 yılında 2700 kilometre yürüyerek Avusturya çölünü 9 ayda geçen Robyn Davidson ’ın yolculuğuna dayanıyor. Robyn daha sonra seyahatiyle ilgili yazdıklarını bir kitap haline getiriyor. Film de bu kitaptan uyarlanıyor. Robyn , bağımsızlığına düşkün, içe dönük bir genç kadın. İnsanlarla bir arada olmaktan, konuşmaktan pek hoşlanmıyor fakat köpeği Diggity ’yle dokunaklı bir ilişkisi var, çöl yolculuğu için tanıştığı develerle de hemen bir yakınlık kuruyor. Hayvanlarla kurulan o sessiz iletişimin güzelliği... İki yıl boyunca hem seyahatte yanına alacağı develeri yakından tanımak hem de para kazanmak için çiftliklerde çalışıyor. Yolculuğuna finansal destek sağlay...