Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bütün saçlar uç uca

Geçen gün Kendi Kanım filminde, birinin diğerinin saçını taradığı bir sahnede takıldım. Zaten insanın içine oturan filmlerdendi. Filmin başrol oyuncusu Rita Blanco  da oradaydı. Ufak tefek, biraz utangaç ve pek tatlı bir kadın! Film başlamadan “ Biliyorum kolay bir film değil, ama zor anları olduğu kadar güzel anları da var, n’olur sonuna kadar izleyin ,” dedi. “ Filmden sonra beni öldürmek isterseniz de burada olacağım ,” dedi gülerek. Oradaki sorumlu kişi bunu nedense Türkçe’ye “ Filmden sonra soru sormak isterseniz burada olacağım ,” diye çevirdi. Anlaşılan festival seyircisine pek güvenemedi. ("Neme lazım"...) Film Lizbon ’un arka sokaklarında geçiyor. Genel olarak yoksulluk ve erkek şiddetiyle çevrili hayatlarında kendilerini kapana kısılmış bulan, her şeye rağmen dirayetli kadınlar üzerinde yoğunlaşan bir film. Çok zor ve etkileyici bir sahne ile bitiyor. Bu sahne üzerine sayfalarca yazılabilir...Şimdi değil. Filmde biri, kırılgan bir anında diğerinin saç...

aşktan söz etmeyen mektuplar ve nisan

Nisan en zalimi ayların diye başlıyor “ Çorak Ülke ” şiiri. Ne zalim bir şiir diye düşünüyor insan en başta. Nisan en güzel ay! En zalim aydır Nisan, çıkartır Leylakları ölü topraktan, karar Bellekle arzuyu, karıştırır Kasvetli kökleri bahar yağmuruyla. Sıcak tuttu bizi kış, örterek Yeryüzünü unutkan karla, besleyerek    Bu güzel havalarda içimden sadece o anı yaşamak geliyor. Vapurda giderken sadece vapuru ya da suyu düşünmek (Bir arkadaşımın kedisi var, adı Vapur. Aklıma geldi şimdi.) yürürken çiçekçi kadınları, kaldırımları, ikindi çayını. “ Pencere, en iyisi pencere ” şiiri gibi. Sadece pencere, perdelerin havalandığı bir pencere! Çiçekli düşünceler işte.   Zoo, Aşktan Söz etmeyen Mektuplar ’ı okuyorum. Viktor Şklovski'nin, sürgün günlerinde Berlin’den yazdığı mektuplar.  “ Sen benim oturduğum kentsin, ayın ve günün adısın sen ,” diyor adam. “ Aşkın beni yaralıyor. Günün birinde beni yaralayacaksın sen. Çünkü bu...