zeytin ve ispanya

Türkiye'de kahvaltıda zeytin yendiğini söylediğimde dil sınıfındaki herkes hayrete düşüyor. İspanyolca hocası çılgın Emilia, abartılı mimikleriyle durumu kavramaya çalışıyor: "Bir dakika, şimdi burada ekmek, burada zeytin, burada kahve ya da çay. Yani nasıl oluyor?" diye soruyor. "Deneyin, çok güzel oluyor," diyorum. Zeytin, Arapça kökenli pek çok ortak kelimeden biri. İspanyollar "aceituna" (aseytuna) diyor. Arapçadan geçen bazı kelimeleri -sanırım anlamlarının da etkisiyle- çok şiirsel buluyorum. Azahar (portakal çiçeği), naranja (portakal ağacı), granada (nar), azafran (safran), alcantarilla (küçük köprü)...
 
Lorca Atlının Türküsü'nde "Torbamda zeytin kara" dese de burada siyah zeytinler nerede saklanıyor bilmiyorum. Daha çok yeşil zeytin görüyorum. Lokantalarda genellikle yemekten önce ikram ediliyor ya da tapa (meze) olarak yeniliyor. Minnacık yeşil zeytinler özellikle çok lezzetli. Burada tabağımdaki zeytin çekirdeklerini sayınca dehşete kapılıyorum. Yeşil zeytinler aklıma geçen yaz yazlıkta toplayıp tuzladığım zeytinleri ve anneannemde yaptığım kahvaltıları getiriyor. Zeytini çizerek değil kırarak yapardı anneannem. Mutfağında zeytin kırmak için emektar bir taş bulunurdu. (Anneanne kahvaltısı: Acı yeşil zeytinler, tulum peyniri ve yufka! Teneke sakıslara dikilmiş karanfillere bakarak yapılan...)
Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter” diyor bir Fransız yazar. Zeytin, bu toprakların asırlık yerlilerinden. Zeytin ağaçları hiç nazlı değil, onlara Akdeniz'in (Halikarnas Balıkçısı'nın deyimiyle Altıncı Kıta'nın) tuzlu rüzgarı ve güneşi yetiyor. İspanya'nın güneyi boydan boya zeytin ağaçlarıyla kaplı. Neredeyse tek bir boş alan bırakılmamış. Civarda yolculuk yaparken ara ara zeytinyağı fabrikalarından gelen kesif bir koku dolduruyor içeriyi. Evet, yer gök zeytin ağacı...
Lorca'nın eceli de onu bu ağaçlardan birinin altında buluyor. Gelecek hafta o zeytin ağacını ziyaret edeceğim. Ve bir kez daha Granada'nın Lorca'ya hala işliyor olduğu ayıbı düşüneceğim "anarak acı bir yeli zeytin ağaçlarında..." 

Yorumlar

  1. zeytin ağacını ziyaret ettiğin de altında bizim için de atlının türküsünü söyle, çok içimi acıtıyor her dinlediğimde ama tuhaf bir biçimde de doğduğundan beri hüseyin'in en sevdiği ninni oldu, her gece söylüyorum ona...
    bir de beraber olalım da acı acı zeytinlerle kahvaltı yapalım, gün geçtikçe başka zeytin sevmez oluyorum.

    YanıtlaSil
  2. Zeytine ilişkin ne keyifli bir güzelleme olmuş yazınız. İçim aydınlandı okurken...

    YanıtlaSil
  3. aci zeytinli bir kahvaltiya bekliyorum o zaman merakliminik. zeytin agacini ziyaret ettigimde seni de mutlaka anacagim .

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Ay,
    Tesekkur ederim. Yorumunu okuyunca yazinin basligi zeytine guzelleme olsaymis diye dusundum.
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  5. ben zeytin çekirdeklerine bakamam. ya uzak bir yere fırlatılmalı çekirdekler ya da bir peçeteye saklanmalı. ben deli miyim? biraz.
    sevgili nezleli, ne güzel ne güneşli yerlerdesin kimbilir, peki istanbul'daki havalardan edilen şikayetler geliyor mu kulağına? ah moralmanım sıfır öyle diyeyim sen anla.
    haberlerini takip ediyorum yine, sevgilerimle beraber.

    YanıtlaSil
  6. margotcuğum,
    bende de hep zeytin çekirdeklerini sayma huyu var. bilmem neden...
    bir süredir granada'dayım ve güneşli havaların etkisi altındayım. güneşli havalarda -eğer çok delirtici bir sıcak yoksa- insanın düşünceleri de güneşli oluyor. buradaki insanlar için de güneşin ne kadar önemli olduğunu görüyorum. iki üç gün hava kapasa mutsuz oluveriyorlar bizim gibi.
    istanbul'da ne zamandır bir kış havası yaşandığını duyuyorum. umarım tez elden değişir bu durum.
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. anane kahvaltısı 2:yumurtalı ekmek,peynir,domates,sivri biber,maydonoz,ekşimik,zeytin,mevsimine göre değişen reçeller,tavşan kanı çay,ille de çay,çay,çay..Teneke saksılarda sardunyalar,karanfiller..İnce belli cam bardaklar,tabaksız..Zeytin çekirdekleri masada yığılı.Sızma yağlı domates tabağının içinde yağı çekmiş ekmek kırıntıları..İçeriye rüzgarla doluşan diğerevlerdençaykokuları..Nerelere gittim şimdi bir yazıyla..Güneşli günler hepimize ve de kahvaltılı..

    YanıtlaSil
  8. redrabbit, çay kokusu buraya kadar geldi yazını okuduktan sonra ve canım çok fena (sivri biberli filan) anneanne kahvaltısı çekti.
    Ben ne yazsam sanırım dönüp dolaşıp anneanne kahvaltısına varıyor.
    Evet, güneşli günler hepimize!

    YanıtlaSil
  9. Redrabbit,
    Senin o anneanne kahvaltili guzel yorumuna yanit yazmistim ama simdi goruyorum ki iki yorum da ucmus. Nasil oldu anlamadim. Blogspot suprizlerle dolu...
    Yorumunu okuduktan sonra canim cok fena anneanne kahvaltisi cekmisti. (Eksimik dedigin cokelek mi acaba?)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  10. söz uçar.Boşver.Ekşimik diye Trakya'da derler,daha güneylere indikçe çökelek olur.Bir de bildiğim kadarıyla ekşimik daha az yağlı olur.Sen tulum peyniri ye bulamazsan ya da eski kaşar..Vallahi benim de canım çekti şimdi..Bu yemek nasıl birşeydir ya...Hemen havaya girdik.

    YanıtlaSil
  11. Tulum peyniri Ispanya'da hayal gibi bir sey:)) Ama donuste muhakkak (cokelek salatali filan)bir anneanne kahvaltisi yapacagim.Icimde kalir yoksa...

    YanıtlaSil
  12. sadece tembel tembel oturduğum ve bu tembellikten rahatsız olduğum günlerde öyle güzel geldi ki bu yazı aynı zamanda yorumlarda... eski günlerim geldi aklıma sınırsız gezme okuma öğrenme aşkı :)

    YanıtlaSil
  13. Sınırsız gezme ve okuma!!! Ne de güzel geliyor kulağa. Evet, sanırım mutluluk bu olsa gerek.

    YanıtlaSil
  14. Havayı kaplayan o kesif zeytin kokusu, Ayvalık' ta da vardır.. sokaklarında esen yelden burnunuzun içi dolar ve genzinizi yakar koku. Pek severim zeytinin her iki türünü de.. İspanyol ançuezli zeytinlerinin müptelâsıyım.

    Keyifle, su gibi akan bir yazıydı.. -hoş, her yazınız öyle aslında- :))

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  15. Ayvalık taraflarına gitmişliğim var ama o kokuya dikkat etmemişim.
    Ançuezli zeytine ben de bayılırım Momentos. Hatta şu anda ağzım sulandı diyebilirim:)
    Zeytin, kendisi de başlıbaşına harika bir şey!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"