Yazmak yeraltı dünyasının kılavuzu. Tanıdığın bir boşluğu kapatmaya karşı nafile bir çaba. Bir kokunun peşine takılmak, kurabiye kokusunun, mandalina kokusunun... Çivilenmek kendi boşluğuna. Kazımak. İnceltmek Acıyacağını bile bile yek bir dil olup çürük bir dişin üzerine bastırmak. Yazmak yalnız kalmak. Yaşamamak! Bel ağrısı, boyun fıtığı, kireçlenme gibi istenmeyen misafirleri ağırlamak. Belki yaşamayı belli belirsiz küçümsemek, yaşamın sunduğu meyveyi elinin tersiyle itmek, kendince bir meyve bulmaya çalışmak, onu tasarlamak, büyütmek, o meyvenin varlığına inanmak, kendin pişirip kendin yemek. Yazmak kumdan kaleler yapmak, dünyanın karşısına çıkacağın kutlu ana hazırlanmak demek. Belki de ağır ağır delirmek. Yazmak bir okyanusun, bir çayırın neresinden tutacağını bilememek demek. Onun kıyısında olup bir kağıda bakmak, ömrünü onu kendine saklayacağın aletleri icat etmekle geçirmek demek. Yazmak okyanusun hangi kıyıdan daha güzel göründüğünü aramak, bambaşk...