On üç yaşımla ilgili hatırladığım tek bir anı varsa o da şudur: Belediyenin parkında kardeşimle oynuyoruz. Güzel, güneşli bir öğle havası...Parkta ikimizden başka kimse yok.. Bir süredir uzaktan park bekçisi gözünü dikmiş bize bakıyor. Ben salıncakta sallanırken yanıma gelip soruyor: -Kaç yaşındasın sen? -On üç. -Görmüyor musun burada yazanı? Hemen gösterdiği tabelaya bakıyorum. “ 12 yaşından büyükler oynayamaz ” yazıyor. İniyorum salıncaktan. Yüzümü bir sıcaklık basıyor, yanaklarım yanmaya başlıyor. Kendimi çok kötü hissediyorum. Eğlendiğim için cezalandırılıacak kadar büyümüşüm besbelli... İlk kez bir salıncaktan kovuluyorum. Eve gidince anneme kaç yaşına kadar çocuk olunduğunu sorduğumu çok iyi hatırlıyorum. Annem “On beş” diyor tereddüt bile etmeden, sanki hep bu soruyu bekliyormuş gibi. Biraz rahatlıyorum. En azından çocukluktan kovulmuyorum. Otorite ile birebir ilk karşılaşmalarımdan biri... Olaya bugünden bakınca ise kafamdan absürt bekçi hikayeleri yazıyorum. Aklıma...