Kimi filmler vardır; adını, konusunu unutsanız da size hissettirdiğini unutamazsınız. Mommo , bu hayata kıyısından tutunmaya çalışan iki kardeşin hikayesini anlatıyor. Melodram diline yaslanmadan, sakin sakin anlatıyor. (Kemalettin Tuğcuları ve Ömercikleri hatırladım şimdi. Acıyı anlamadan onu anlatmak mümkün olmuyor sanki. Dostoyevsky 'ye sormak lazım) Filmden aklımda en çok Ayşe'nin "Abi" deyişi kalıyor. Erkan Oğur ’un filmi "şefkatle" saran yorumu. Toprak yolda ilerleyen bir araba ve bisiklet... Ve kesilen saçlar…Saçın “kimsesiz” olma hali…(Bu saç meselesi çok dokunaklı geldi bana. Çünkü özellikle küçük yerlerde horlanmanın en görünür halidir bir çocuğun saçları.) Kısacık kesilen saçlar, içeriye kıvrılan ayak parmakları, yorganın altına saklanan çocuk hıçkırıkları. Bunların hepsinin hayatta bir karşılığı var. Hayatın iç burkan adaletsizliği ve daha yolun başında yer eden gurur yaraları. Neyse ki teselliler de var. Bir ağacın altına kurul...