Ana içeriğe atla

bir tren yolculuğu

Çocukken küçük bir taşra şehrinde pazar günleri kardeşimle ben, babamla birlikte istasyona gidip gelen geçen trenleri seyrederdik. Akla malum hayvanları getiren bu eylem, bizim için de büyük bir eğlenceydi o zaman. Trenlere el sallayan çocuklardan biriydim ben de. (Bu eller, dünya çocuklarının bir evrenselidir,  narin çiçek sapları gibi sallanır gelip geçene.)

O günlerden bu yana ne zaman bir tren görsem ("bir tren sesi duymaya göreyim") iç çekerim, yolculuk heyecanı içimde titreşir. Şafak vaktinde, dünya ıssızken çıkılan bir yolculuğu hayal ederim.

Trenle dünyayı gezmek isterdim. Bunun anlamı geniş bir zaman elbette. Trenin insanı öyle teselli eden bir yanı var, zamanı pışpışlar, dünyayı sizin için biraz yavaşlatır. Yukarıdaki fotoğraf  Yogyakarta-Jakarta arasında yapılan tren yolculuğundan. Kitap, çay ve tren! Daha güzel bir üçlü olabilir mi? Eh, çayı şekerli getiriyorlar Endonezya'da ama olsun. İçtiğim en keyifli çaylardan biriydi.

Trenle dünyayı gezen bir adam var bildiğim, Hep 61 numaralı tren koltuğunda seyahat ediyor. The Man in Seat Sixtyone Ben de blog işine başladığımda aklımda yolculuklarımı, gezdiğim yerleri yazmak vardı. Ama şimdiye dek yapamadım. Bundan sonra artık.** 

Aslında yolculuğun -Burkay'ın şiirindeki* gibi- tutsaklığın karşısında konumlandığını düşünürüm. Severim gezmeleri, nerede bir harita görsem içine düşerim. Yine de yolculuk öncesi hafif mide kasılmaları ve tatlı (!) bir çarpıntı başlar. Alışkanlıktan kopma sancıları içten içe. Fakat Kerouac'ın dediğine inanırım: "Yol hayattır." Pavese de "Yolculuk yaparken sadece hava, uyku, rüyalar, deniz ve gökyüzü sizindir," der. 

Bıraksam yazarım böyle ama bavul hazırlamak gerek! Yolculuk yine Endonezya'ya. Yolculuklardan önce tuhaf bir veda isteği oluyor bende. Küçük bir veda olsun bu da:) 

* Tutsaklar şiirinden:
güneş altında tutsaklar
geçen sonbahara bakıyorlar
şirin mi şirin gecekondu evleri
samsun asfaltında otomobiller
ne güzeldir yollarda olmak şimdi*
**Gezilerimi Endonezya'dan başlayarak  haritadabirnokta.blogspot.com adresinde yazacağım .

Yorumlar

  1. sevgili alkım,
    iyi yolculuklar;)

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim ezgi.
    sevgiler:)

    YanıtlaSil
  3. Tik ağaçlarının ülkesine eminim ki keyifli bir yolculuk yapacaksınız. İzleyilerinize de okuması düşecek, ne güzel!

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Ay, ben de güzel bir yolculuk olmasını umuyorum. Tik ağaçlarını görür görmez selamınızı ileteceğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki, anlaştık...Hangi kente gidiyorsunuz bilemiyorum ama aynı selamı başkentteki kukla müzesindeki kuklalar için de rica ediyorum :)

      Sil
  5. Başkent rotada yok ama eminim selam söyleyecek bir kukla ile karşılaşırım bir yerlerde:)Bu arada haberdar değildim bu kukla müzesinden. Aklımda olsun.

    YanıtlaSil
  6. sevgili alkım, önce iyi yolculuklar peşinen:)

    sonrasına gelince, ah n'aptın böyle. burnumun direği sızladı özlemle. şiir, tren, yolculuk... ben de bu üçlüyü ne zaman düşünsem veya dahası trenler görsem gelip geçen, içinde olasım gelir bir de bir başka güzel şiiri hatırlarım. milosz'un "karşılaşma"sı. ve kahretsin ki çeviriyle ama bir nebze de olsa teselli ki çeviren cevat çapan'sa :) şöyle hatırlayıverelim madem;

    "donmuş tarlalardan geçiyorduk bir vagonla şafakta.
    kızıl bir kanat havalandı karanlığın içinde.

    ve birden koşarak bir tavşan geçti yoldan.
    içimizden biri eliyle gösterdi bize.

    aradan çok zaman geçti. Artık ikisi de sağ değil,
    ne tavşan, ne de tavşanı eliyle gösteren adam.

    ah sevgilim, nerdeler, nereye gidiyorlar
    elin çakıp sönüşü, koşunun hızı, çakıl taşlarının hışırtısı.
    çektiğim acıdan değil, meraktan soruyorum."

    öyle severim ki bu şiiri alkım. böyle işte...

    güzel geçsin diliyorum. sevgiler çok.

    YanıtlaSil
  7. aglea, şiir gerçekten çok güzelmiş. tam kış yolculuğu şiiri. telaş içinde olmama rağmen dayanamayıp iki üç defa okudum arka arkaya. trene binersem hatırlarım mutlaka. çok teşekkür ederim.
    sevgiler:)

    YanıtlaSil
  8. ne güzeldir yollarda olmak şimdi

    YanıtlaSil
  9. leyli, ben de öyle hissediyorum:)

    YanıtlaSil
  10. canim iyi yolculuklar...arayi acip yazilarini ozletme:) Nilay

    YanıtlaSil
  11. Ay ne güzel, ne heyecanlı, yaşasın yolculuklar! Öncesinde bahsettiğin hafif mide kasılmaları ve çarpıntılar da olmazsa olmazı tabii, "tatlı bir heyecan" dedikleri bu olsa gerek:) öpüyorum çok, iyi yolculuklar!

    YanıtlaSil
  12. nasıl özendim sana şimdi, tren dedin, yolculuk dedin, bavul dedin, ah vurdun beni alkım tam kalbimden:) üstüne üstlük aglea’nın yazdığı o nefis şiir, fırtınaya aldırmayıp ben de mi yola koyulsam napsam:)
    çok güzel bir yolculuk olur inşallah. görüntüler geçerken camın ardından, defterine bizler için notlar düşmeyi unutma:)

    YanıtlaSil
  13. Trenle en uzun yolculuğum öğrencilik zamanında İzmit'e gidişim olsa da benim için her zaman nostaljik bir keyif taşır.Dışarıdaki kardan olsa gerek, karlı bir tren yolculuğunda düşledim kendimi ve kırmızı paltolu pembe yanaklı bir kız çocuğu el salladı geçtiğim istasyondan...
    İyi yolculukla alkım, biriktireceğin güzel anılar ve izlenimlerinle sağlıklı ve mutlu dön...

    YanıtlaSil
  14. Ama ama uzun zamandır istediği gibi bir yolculuk yapamamış birine yapılır mı bu şimdi ? Hem de tren resimleriyle falan...Hem daha kardan adam yapacaktık, ne oldu benim ödülüm:)
    Yolculuk öncesi gerilen bir tek ben değilmişim demek, bunu duyduğuma sevindim. Uçağa biner binmez geçer ne de olsa o mide kasılmaları değil mi ?

    Sıcaktır sanırım şimdi oralar, güneşin tadını çıkar.

    Güle güle git gel sevgili Alkım. Güzel anlar biriktir.
    Vedayı kabul etmeyiz, kendini fazla özletme..

    YanıtlaSil
  15. güzel, keyifli yolculuklar! gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını bir de paylaşsan, ne iyi olur..

    YanıtlaSil
  16. sağlık ve mutlulukla gidin ve gelin :)

    YanıtlaSil
  17. nilaycım sana da güzel bir ara tatil diliyorum. öpücükler...

    sevgili mualla, yaşasın yolculuklar! aklıma "bekler bizi arkadaşlar, yolculuk var" şarkısı geldi:)

    YanıtlaSil
  18. zerka, aslında tam yolculuk zamanı, değil mi? ben yazdan çok kışın bir yerlere gitme, yolculuk yapma isteğine kapılıyorum. en kısa zamanda senin için de güzel bir tren yolculuğu diliyorum (bu arada, ben yapamadım hala)

    YanıtlaSil
  19. sevgili ayşen ılgın, çok teşekkür ederim.
    öğrencilik zamanında ben de ankara istanbul yolunda çok tren yolculuğu yapmıştım.
    kırmızı palto gerçekten de, nasıl da bildiniz;)

    YanıtlaSil
  20. ışın, şu havada ne kardan adamlar çıkardı sana, renk renk desen desen;) (istanbul karlar altındaymış, haber aldım) burada hava sınak ve nemli. insanın inanası gelmiyor dünyanın bu hallerine.
    yolculuktan önce fena geriliyorum ben. hatta uçakta da devam ediyor gerginliğim. pek tercih ettiğim bir ulaşım biçimi değil yani:)

    YanıtlaSil
  21. sevgili buket, teşekkür ederim! gördüklerimi paylaşmayı ben de çok istiyorum ama bu konuda organize olamıyorum bir türlü. gezi sonrasında da hep bir yoğunluk beni bekliyor oluyor. ama belki bu sefer;)sevgiler.

    sevgili turuncu gezegen çok teşekkürler. sen de sağlıcakla kal:)

    YanıtlaSil
  22. Ah Sevgili Alkım...

    Tren çocukluğumdan beri sevdiğim bir yol aracı. Ancak 1 şubat itibariyle yaklaşık 5 senedir sıklıkla kullandığım trenlere veda ediyoruz, biz anadolu yakasındakiler... Sıklıkla yaşanmışlıkları hatırlayacağım/z mecburen.
    Size iyi yolculuklar.. seyahat esnasında keyifli öyküler :)

    YanıtlaSil
  23. sevgili momentos, memleket olarak trenlerle ilişkimiz pek hazin zaten. umarım o tıngır mıngır yolculuklara bir gün hepten veda etmek zorunda kalmayız.
    teşekkürler iyi dileklerin için. sevgiler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çay, annem, bir de ben

  umulmadık bir gün olabilir bugün aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara bir çay söyle yağmurların kokusunda. Dün akşam etrafı toparlarken elime geçen fotoğrafların başında oturdum kaldım. Bazen ezbere bildiğinizi sandığınız bir fotoğrafta sonradan neler neler görüyorsunuz. Balkonda oturmuşuz, çay içiyoruz. Üzerimde çiçekli bir yaz elbisesi. Hani bazen hayatın hafif ve dalgacı olduğunu hissettiğimiz zamanlar vardır, onlardan biri olsa gerek. Evin içinde, patiska perdelerde bir esinti gezinir, ikindi vakti çay demlenir. Gündelik bir ritüel olarak çay! İtiraf edeyim, içimde pek çok şeyi anlamsız bulmaya yakın sinik biriyle didiştim hep, yazmaya her oturuşumda da yanımda biter, bir rahat vermez. Napalım, alıştık. Fakat bir tek çay karşısında bir şey diyemedi, onun karşısında boynu hep kıldan ince. Engin Geçtan “hayatta en güzel şeyler bedava” diyor. Fotoğrafa bakınca bu laf geldi aklıma. Annem “bir çay demleyelim” der, öyle der ki sanki “hadi her şeyi şöyle bir havalandıra...

bana çiçek vermişti albayım, üzerimde pembeli mavili bir gömlek

Blogun beşinci yılı doldu bu ay. Dedim "hadi artık, bırak şu mızmızlığı!" Demek ki sonbahar aylarında dürtüyor bizi bir şeyler yazmamız için. Kalemkutusu seçme, martıları seyretme, işporta şemsiyeler eskitme, ağaçlara sarılma mevsiminde. Gökyüzünün mavi olmayı unuttuğu, ayakların su almaya başladığı mevsim. Son zamanlarda boşlamış gibi görünsem de çok sevdim burayı, en çok da buradaki sohbetleri ve blog komşularımı. Nefes aldığım, paylaştığım, öğrendiğim, düşündüğüm bir yer oldu Nezleli Karga , okuyanlar, ses verenler sayesinde. Siz çok yaşayın e mi! :) Aylardan Kasım örtmenim! Bir ciddiyeti var sanki bu ayın, ceketini giyip önünü iliklemiş, bir görev bilinciyle kışı bekliyor. "Kasım ihtiyar, ölü bir ağaca bağladı beni / Nisana haber verin kurtarsın beni ” diyor şarkı. Biraz insafsız mı ne? (T om Waits değil bu kez Liz Durrett söylüyor. Hatta bugünlerde şu seçkiyi dinliyorum, yeterince hüzünlenememekten şikayetçiyseniz sevebilirsiniz :P) Mevsimden mi...

bizim büyük çaresizliğimiz

Aynı evde yaşayan Ender , Çetin ve Nihal . Biri göbekli, biri kel, biri Nihal. Ender Nihal’e aşık, Çetin Nihal’e aşık, Nihal öğrenci. Ender çevirmen, Çetin inşaat mühendisi, Nihal öğrenci. Ender ’in kitaplardan biriktirdiği güzel kelimeleri, şairleri var; Çetin ’in kelimelere pek de itibar etmeyen dünyevi dünyası, hazları. Nihal ’in neleri var pek de bilemeyiz. Ama kahvaltıda reçelle peyniri birlikte yemesi, soğukta ayaklarının kızarmaması, şişmemesi var. Nihal daha çok bir “imkan”, başka bir evrene yolculuk imkanı. Bu "imkana tutulan"  Ender ve Çetin   “ev”lerine kapanmışlar. Ev, kendi oyunlarını kurabildikleri, tek kale maç yapabildikleri bir alan. Pırasaları ince ince doğradıkları –denedim, çok daha güzel oluyor-, çekirdek “içledikleri”, çay içtikleri, dünya kupası maçlarını seyrettikleri bir alan. Sonra şehir var dışarıda. Gençlik parkı, Tunalı, Kediseven Sokağı. Kış vakti, Ankara’nın o soğuk gülümsemesi, “bulgurlaşmış” karlar. Çanak an...