bugün kar yağdı!



Bugün kar yağdı!
Rüzgarsız, tipisiz bir kardı yağan. Kuru dalların üzerine beyaz bir çizgi çekti. Dünyayı -içerdekileri- birazcık teselli etti. Yine sebepsiz sevindim. Evde kedilerle kar yağışını seyrettim. Sonra dayanamayıp kendimi dışarı attım, göl kıyısına gittim, yine boş yere kazlarda bir telaş yarattım.

Kar öyle bir şey. Bir sabah kalkarsın ve tanıdık dünyanın başka bir şeye dönüştüğünü görürsün. Uzaklardaki eski bir tanıdık gibi çıkagelir saf neşesiyle. Şairin dediği "Uyanınca Çocuk Olmak" böyle olsa gerek. Kar yağarken, uyanınca çocuk olmak!.

Ve dünyanın sesinin biraz kısılması...Daha sessiz bir dünya. (Biraz kısın dünyanın sesini, biraz da yumuşatın renkleri, şimdi sallayın yerküreyi.) It's a Wonderful Life (Şahane Hayat) filmi vardır hani. Öyle siyah beyaz ve neşeli bir dünyaya inandıracak neredeyse bizi. Bir de hiç ayırt etmeden her şeyin üzerine düşmesi vardır karın. (Öylesine adaletli.) Çalıların, bankların, çatıların, telgraf tellerinin (ve hatta kirpiklerin) üstüne düşmesi. Gündelik tasaların ağır bulutunu dağıtıvermesi.  Herkesi bir kar küresinin içine alıvermesi. Dünyanın küçük mucizesi...


Kartopu. Ensenden aşağıya süzülen kar suyu.(Benim için hep öyle oldu)

Karda yürümek. Kusursuz bir rüyayı adımlamak..

Kibritçi Kız. Hiç bir rüya kusursuz değil. Kibritçi kız olduğu sürece. (Bana kalırsa, çocuk olmanın bittiği yerde başlar Kibritçi Kız. Yaktı çocukluğumu!)

Karda ayakizleri. Çalışkan birinin maharetli elleriyle hemen kapanan küçük yaralar.

Kar taneleri. Yeryüzüne konan yumuşak ve narin kuşlar.

Kar sesi. Gökten düşen sessiz heceler. Haikular. ("Beyaz sükut" demiş Cahit Sıtkı.)  

Kar soğuğu. Uzak okullara çocukları taşıyan lastik botlar. Elleri kızarıp parmakları dolma gibi şişen balıkçılar.

Kar kokusu. Çocukluğun balkonunda unutulmuş kaskatı çamaşırlar. Birer korkuluk gibi sabaha kadar nöbet tutmuşlar.  

Kardan adam. Bugün yürüyüşten döndüğümde beni karşılayan, ince, güleryüzlü adam. (Demiştim mucize diye.) Biraz boyluca...

Kardan adam. En mütevazı süper kahraman!


Yorumlar

  1. Çok keyifli bir yazı olmuş.. Memlekete kar yağınca bir kaç kişiye yazı yazmaları için ilham vermiş sanırım. Cahit Sıtkı'nın "beyaz sükut" tanımı o kadar doğru ki.. katılmamak mümkün değil.. Kendi tanımlarınızı da çok beğendim. Okurken üşüdüm hatta ama tatlı bir üşüme.

    Yeni yazılarda görüşmek üzere

    YanıtlaSil
  2. Sevgili O. Ali, Bugün de düne inat pırıl pırıl bir hava vardı. Karda insana ilham veren, insanı çocuk olmayan davet eden bir şey var hakikaten.
    Yine de kış benim mevsimim değil:)

    YanıtlaSil
  3. Uzun süredir kar görmedim. Gerede'de kara doymuştum, belki orada bir ah etmişimdir ve böyle cezalandırılıyorumdur şimdi;)
    O kadar çok kar yağardı ki orada, Alkım, inanamazsın. Sadece üç ay filan karı görmezdik, diğer görece sıcak aylarda kar erimiş, yavaş yavaş giden hâliyle dururdu köşelerde, yollarda, evlerin çatılarında. Brrr, buz gibi bir kasaba! Otelin çift camlı pencerelerinden karın yağışını seyretmek güzeldi, sadece o kadar. Karda yürürken donardım, otele geçmeden kaldığım evde ise sular donardı, başka bir otelin hamamına giderdim duş almak için;) Bir gün, bir akşam vakti karın üzerine öylece uzanmıştim, bir de o an güzeldi bak, bembeyaz bir yatak ve öyle donmuşsun ki, neredeyse sıcak! Bilirsin o sıcaklık duygusunu, buz gibi sıcak.

    Kusursuz bir rüyanın arasına birdenbire Kibritçi Kız'ın girmesini çok sevdim. Ben hâlâ ağlarım o masalda.
    Yazı ve fotoğraf için teşekkürler, eh bilirsin ince ve zarif adamlara pek rastlanmıyor günümüzde. Bayıldım kendisine, güler yüzlü hem;p
    Sevgiler çok.

    YanıtlaSil
  4. Justine, Ben kardan çok kışı öyle kötü hatırlıyorum. Toronto'da kış bitmezdi, insanlar usanırdı artık beklemekten, yüzler düşerdi. Ankara da soğuk olurdu. Ama en kötüsü (lisede) Kayseri'deki yatılı okuldu. Kalorifer yanmaz, sıcak su akmaz, ısıtıcılarla su ısıtırsın kovalarda filan. Off! Gerede'ye (Ankara'dan) yazın piknik yapmaya gitmiştik. O zaman bile soğuktu. Esentepe mi zaten öyle bir şeydi adı. Artık bunca kış memleketinin ardından (ki çocukluğum da bir kış şehrinde geçmişti)tahammülüm kalmamış soğuğa. Aman ne doluymuşum bu konuda, bir dokundun bir ah işittin bak:)
    Ama kar yağışını severim, "buz gibi sıcağı"nı severim.(Kibritçi kıza rağmen. Ki beni de çok ağlatmıştır.)
    Bu ince ve zarif adamın yerinde sabah yeller esiyordu. Belki gelir yine:)

    YanıtlaSil
  5. Evet evet, Esentepe'si vardı Gerede'nin. (laf aramızda bir orası vardı zaten;p) Esentepe yokuşunu tırmanırken ne çok şey geçerdi aklımdan, çook gençtim tabii, şimdi hatırladım da, tuhaf hissettim. Esentepe'de karlar altından görünen çiğdemler ve Tezer Özlü. Bana kalırsa Tezer gençlik yıllarının yazarıdır, küçümseyerek söylemiyorum bunu, çok çok önem vererek söylüyorum elbette. Hmmm tamam, derin meselelere dalmayalım lütfen Justine, kendimize gelelim!;)

    Demek sen de yatılı okudun öyle mi, ne güzel, ortak bir deneyimimiz var o zaman, hem de nasıl ciddi bir deneyim!

    p.s.: Ben sana bir şey söyleyecektim ama şimdi düşündüm düşündüm hatırlayamadım. bir önceki postla mı ilgiliydi acaba? Neyse, hatırlarsam yazarım. Şimdilik hoşçakal.

    YanıtlaSil
  6. Belki de Tezer Özlü'nün otel odası ve soğukla muhteşem uyumu (reklam ifadesi gibi oldu) sana öyle hissettiriyordur. Sadece tahmin;) Aslında epeydir okumuyorum. Şimdi okusam ne hissederim merak ettim. Belki ironiye daha çok ihtiyaç duyarım bu kez. Bu da sadece tahmin;)

    Bir yatılı okul ortaklığı desene!. Başlı başına bir konu değil mi "yatılı okul"? Yaz yaz bitmez, her şey sığar içine, koca bir ülke sığar sanki...

    Merak ettim, acaba ne gelmişti aklına. Hatırlarsın umarım. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. a a a bak geldi kış baba
    sırtında kalın abası
    elinde kalın sopası
    a a a bak geldi kış baba

    diye bir çocuk şarkısı vardı. aklıma o geldi şimdi yazıyı ve yorumları okuyunca. şarkının etkisiyle mi bilmem ben korkarım kıştan...lakin kardan adamı severim. kar yağışını da.

    bu arada, bu nasıl bir çocuk şarkısıdır yahu?

    YanıtlaSil
  8. ah, ben de hatırlıyorum bir şarkı.
    kış geldi kar yağıyor
    rüzgar esiyor soğuk oluyor.

    nasıl da ruhsuz bir melodisi var anlatamam. içim ezilirdi söylerken. çocukları aptal yerine koymak diye ben buna derim. senin şarkında yoğun bir duygu var en azından:)

    çocuk şarkılarına takmıştım bir zamanlar. şehir gazozu'nda (küçücük şeyler) yazmıştım bak:

    http://kucucukseyler.blogspot.com/2010/04/ali-babann-ciftligindeki-hayvanlara-bir.html

    YanıtlaSil
  9. hah hah! ali baba ve kalabalık çiftliği:)

    YanıtlaSil
  10. Link'e tıklayınca kendi bloguma gittim. Bir hoş oldum.

    Yıldızlar ve güneş size hep gülsün. Gülsün mü?

    YanıtlaSil
  11. Sevgili Leyli,
    Benim de bir kere başıma gelmişti. Hoş bir şey kesinlikle!
    Teşekkürler, benden de kelebekler...

    YanıtlaSil
  12. bizde de nihayet az önce kar yağışı başladı, çok mutluyuz :))

    YanıtlaSil
  13. evet yağdı, şahane oldu şapşahane:) tam da lapa lapa yağarken dışarıdaydım ben, daha doğrusu ortalık kar tutmaya başlamadan önce dışarıyı göremediğim bir yerdeydim, sonra bi çıktım her yer bembeyaz olmuş, nasıl anlatsam o anı bilemiyorum:) sonra da yağmaya devam etti, karda yürüdüm uzun uzun, kusursuz bir rüyayı adımlamak, şahane anlatmışsın, kar işte, başımıza gelen en ince, en güzel şey. kar mucizesinden sonra üstüne bir de bu harika yazıyı okudum ya, mesudum çok mesudum alkım:)
    benim de aklıma noel çizgi fimleri geldi bugün, blogta yazdım, hatırlar mısınız bilmem hani onbeş tatil sabahlarında böyle bol bol kar yağdığı, mucizevi olayların olduğu çizgi filmler olurdu, özledim o çizgi filmleri.
    heyecandan hızlı hızlı okuduğum yazını şimdi yavaş yavaş, tane tane okuycam, kahvem de var, bir de arada camdan bakıyorum kar yağıyor mu diye:)
    sevgiler çok.

    YanıtlaSil
  14. Buket, bloglarda bir kar heyecanı var ki zaten sorma gitsin. Bir kar şenliği yaşanıyor adeta. Tadını çıkarman dileğiyle:)

    YanıtlaSil
  15. Zerka, senin karla ilgili güzel yazılarını hatırlıyorum:) Bu arada çizgi filmlerden çok filmler geliyor benim aklıma. Küçük Kadınlar'da filan vardı sanırım. Ailecek alışverişe çıkılır bir sevinç, bir telaşla ("her yerde kar var" tabii). İçeri girince küçük bir çıngırağın çaldığı dükkanlara girilir filan. Herkes birbirine "Mutlu Noeller!" der, en dublaj sesleriyle:) Bir mutluluk tasviri yapılırdı hakikaten.
    Sen yazmışsın, benim de canım kahve istedi şimdi:)

    YanıtlaSil
  16. Ben fotograflara bakmaktan yazıyı okuyamadım;-) kardan adam deyince benim de içimden geçen o, mütevazi bir adam bu! hep gülümsediği için mi acaba? biraz da saf sanki.

    Ben bugünkü karı dışarda eve ulaşmaya çalışırken karşıladığım için o kadar tadını çıkaramadım. Ama bütün zorluklarına rağmen böyle biraz da dünyaya haddini bildiren durumlar hoşuma gidiyor. "Şimdi hepiniz susun oturun" diyor doğa sanki.

    YanıtlaSil
  17. Kardan adam deyince insanın aklına kötü bir şey gelmiyor değil mi? İyi bir gerilim öyküsü çıkartılabilir bu durumdan:)

    Ne doğru demişsin, "dünyaya haddini bildirmek" diye! Bunu düşünmüştüm ama senin gibi güzel ifade edememiştim.
    Bugün İstanbul'da insanlar yolda helak olmuş duyduğum kadarıyla. Aman yazdıklarımı görmesinler:)

    YanıtlaSil
  18. Birazcik buraya gönderin. Bizler bu yil hi kar görmedik.. Hollanda´da hiç kar yok!! Kar´in kiymetini bilin..

    YanıtlaSil
  19. Kıymetini bilelim, evet. Gerçi İstanbul bu ilk karla alt üst oldu, insanlar perişan oldu...

    YanıtlaSil
  20. Öyle keyifle okudumki kelimeleri .
    Daha nasıl akabilirdiki kar kelimesi yüreklere .
    gönlüne sağlık

    YanıtlaSil
  21. Teşekkür ederim. Bir kar yağdı blog dünyası coştu:) Kar yağarken ben de böyle bir heyecana kapılıyorum işte.

    YanıtlaSil
  22. ay alkımcım, sahi gerilim öyküsü de iyi fikir. var mıydı yoksa öyle bir film? olabilir gibi gedi bak şimdi.
    yaa evet, evine 7 saatte ulaşan birini duydum. rezalet. ama yine de kar güzel:)

    YanıtlaSil
  23. benim bildiğim bir katil kardan adam hikayesi yok, ama neden olmasın;)

    7 saat mi? yerinden kıpırdamasaymış keşke...tam bir eziyet.

    YanıtlaSil
  24. Karı çok da sevmeyen beni bile kara aşık edebilir bu yazı...Gerçekten uzun zamandır İstanbul'da bu kadar güzel yağmamıştı kar. Dediğin gibi rüzgarsız, tipisiz. Sakin ve huzurlu. Dün gece harikaydı şehrin görüntüsü. Ama iste bugün yine buz tutmuştu yerler. Buzda uzun uzun yürüyemem,yürüyemeyince mutsuz olurum. Yollarda kalmaktan korkar, uzaklara gidemem, planları iptal eder, daha çok eve kapanırım. Özgürlüğümü kısıtlar sanki kar. Ve erimeye başladığında mutlu olurum çaktırmadan :)

    YanıtlaSil
  25. Ben sanırım en çok karın yağdığı anı seviyorum Işın. Etrafta beyaz beyaz uçuşan kar taneleri bana hakikaten mucize gibi geliyor. Buz üzerinde yürümek beni de çok tedirgin eder.

    Senin yazdıklarından bir kedi havası sezdim. Evde kediler var, onlar da daynen senin gibi kar erimeye başladığında çaktırmadan mutlu oluyorlar;)

    YanıtlaSil
  26. Doğru tespit, bayağı kedilik var sanırım karakterimde. İyisiyle kötüsüyle...
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  27. kediler bir harika! iyisiyle kötüsüyle:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"