Ana içeriğe atla

neşeli kadınlar arasında - II

joyous women in cordoba
Daha önce de yazmıştım. Neşeli Kadınlar bunlar. Bu kez Cordoba’da bir taş duvarın gölgesinde oturmuş dondurma yiyorlar. Kulaklarının arkasına çiçekli tokalarını takmışlar. Kabarık elbiselerini, eteklerini giyip sokağa çıkıyorlar. Neşeli kadınlar her yerde beni etkileri altına alıyor. İnsan güzel bir şeyle karşılaşınca gülümsemekten daha fazlasını yapmak istiyor bazen. Fotoğraflarını çekiyorum biraz çekinerek. Hemen kalkıp bana poz veriyorlar. Evet diyorum, işte neşeli kadınlar! Hayat bilgisi daha ziyade kitaplarla oluşturulmuş biri olarak gidip “neşeli kadın olmanın başlıca kuralları nelerdir?” diye sormak istiyorum. Çıngıraklı kahkaha (var öylesi) nasıl atılır? Hayata nasıl nanik yapılır? Ve neşeli kadın olmak için bir yaş haddi var mıdır? Sonra bu saftorik sorularımı kendime saklamam gerektiğine karar veriyorum (?!)
joyous women in cordoba
Hayatlarının bir döneminde giyinip kuşanırken “çok mu iddialı oldu, popom fazla mı çıktı (annelerden kızlarına geçen genetik bir rahatsızlıktır kanımca), yok o mu pırtladılarla canını sıkmış tüm kadınlara ithafımdır!!! İspanyollar'ın “rahat ol” anlamında kullandıkları bir laf var. Söylenişi bile insanı rahatlatmaya yetiyor. Ben de onu söyleyeyim sana ey içi içini yiyen insan! Relajate, relajate! (“Relaahate “okunuyor.) Bazen düşünüyorum da, başka dilde konuşsak daha çok rahatlatacağız gibi geliyor birbirimizi. Hem kelimeler de dinlenmiş olur biraz.

Yorumlar

  1. "Hayat bilgisi daha ziyade kitaplarla oluşturulmuş biri olarak gidip “neşeli kadın olmanın başlıca kuralları nelerdir?” diye sormak istiyorum."

    İşte bu cümle,başıyla ben,sonuyla ben.

    Keşke öğrenilebilen formülü olsa bunun.Bazen öyle çıngıraklı kahkahalar atabilen biri olmak faydalı bir şey olmalı.Hem kendine,hem çevrene.
    özlem

    YanıtlaSil
  2. Özlemcim,
    Benim hala bir umudum var! Yaşla gelen bir şey, hayata karşı bir ayakta durma biçimi olduğunu düşünüyorum bu çıngıraklı kahkahaların. Ara ara hatırlamak gerekiyor sanırım.
    Üzerinde çalışacağım:))

    YanıtlaSil
  3. İnsanın çocuğu olunca bir de onlar adına bu konulara dalıyor, ne yapsam da neşeli olsa, rahat olsa gibi. Annem pekçok zaman "keşke" der ("keşke bugün şunu yapsaydık", "tüh...", over-optimization), ben de bundan çok sıkıldığımı farkettim, 6 yaşındaki kızıma "keşke demek hiç yok" diye telkine başladım, takmasın öyle herşeyi, olanın güzelliğini yaşasın.

    YanıtlaSil
  4. Aslında çocuklar bizden daha iyi yaşıyorlar içinde bulundukları a'nı. Oyun oynarken filan özellikle, tamamen o a'nın içinde kayboluyorlar. Çok özeniyorum o hallerine.Sanırım bu gibi şeyleri annelerden değil de çocuklardan öğrenmek daha mantıklı:))
    Annelerde kaygı durumunun yanında hayata sitemkar bir bakış oluyor fazlasıyla. Yaşanmamışlıklardan olsa gerek...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir yaz gecesi eğer bir yolcu

Sevilla'da bir yaz gecesinden manzaralar Yazın değil, yaz gecelerinin bitişine üzülüyorum sanırım. Yaz günleri bitse de olur... Ne insafsızca geldi böyle demek şimdi. Aşk-nefret ilişkisi bizimkisi. F eysbuk diliyle “complicated”.  Güneyde büyümüş olmanın bir uzantısı muhakkak. Yazları gözünü kamaştıran güneşle uyanmanın, yatakta güneşten kaçmanın yollarını aramanın ve gün boyunca her şeyin rengini çalan bir güneşle ikindiyi zor etmenin uzantısı. Işığın kırılmaya başladığı saatler o yüzden benim için yazın en güzel saatleri. Gece ise o zorlu günün bir mükafatı gibi. Esintili gece yürüyüşleri. Ay ışığı altında uzanıp denizi seyretmek...Denize girmek... (Biraz daha zorlasam buradan bir kurtadam hikayesi çıkartacağım;) Gece güzel. Yaz geceleri güzel. Cat Power "The Greatest" - My Blueberry Nights* Fotoğraflar Sevilla 'da bir yaz gecesinden. Tam bir yaz şehri Sevilla ,  sıcağından ötürü "İspanya'nın tavası" deniyor. Gösterişli binalarının al...

biber, gözyaşı ve janis

Nerede kalmıştık, göğe bırakılmış bir balon sessizliğinde...Son bir iki ay pek sessiz geçmedi, yoğun geçti. Çokça yürüyerek, gazlanarak, gündemle yapışık yaşayarak, nefes almaya çalışarak, çalışmaya çalışarak, arada “abiye” bir dünyaya ışınlanarak (kuzen düğünleri, tuhaf topuzlar dünyası J ), yaylada kiraz, vişne dağlarda kapari karpuzu toplayarak ve bir kitabı okumayı başararak. Bugünlerde bir kitaba yoğunlaşmak zor. Ama Toroslar ’ın o şefkatli kucağındayken Refik Halid Karay ’dan “ Bugünün Saraylısı ’nı okudum. Çok ilginç bulduğum yerler var, altını çizdim. Yazayım bir ara. Yürümek benim için yeni değil. Aslında düzenle uyumlu, çalışkan bir öğrenciydim ve liseye kadar otoriteyle aram çok iyiydi, ne denirse harfiyen yerine getirir, getirmezsem huzursuz olurdum. Bayrağa bak derlerse gözümü ayırmadan bayrağa bakardım, okulda saçımın örgüsü, Kuran kursunda eteğimin boyu filan düzene birebir uygundu. Evde annem pek karışmazdı ama anneannem kız çocuklarını oturup kalkma, usturup...

çay, annem, bir de ben

  umulmadık bir gün olabilir bugün aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara bir çay söyle yağmurların kokusunda. Dün akşam etrafı toparlarken elime geçen fotoğrafların başında oturdum kaldım. Bazen ezbere bildiğinizi sandığınız bir fotoğrafta sonradan neler neler görüyorsunuz. Balkonda oturmuşuz, çay içiyoruz. Üzerimde çiçekli bir yaz elbisesi. Hani bazen hayatın hafif ve dalgacı olduğunu hissettiğimiz zamanlar vardır, onlardan biri olsa gerek. Evin içinde, patiska perdelerde bir esinti gezinir, ikindi vakti çay demlenir. Gündelik bir ritüel olarak çay! İtiraf edeyim, içimde pek çok şeyi anlamsız bulmaya yakın sinik biriyle didiştim hep, yazmaya her oturuşumda da yanımda biter, bir rahat vermez. Napalım, alıştık. Fakat bir tek çay karşısında bir şey diyemedi, onun karşısında boynu hep kıldan ince. Engin Geçtan “hayatta en güzel şeyler bedava” diyor. Fotoğrafa bakınca bu laf geldi aklıma. Annem “bir çay demleyelim” der, öyle der ki sanki “hadi her şeyi şöyle bir havalandıra...