" Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım ." Tutunamayanlar, Oğuz Atay Hakkında yazı yazmak için gittiğim Denizli/Bozkurt'un Belediye Oteli'nde uyumaya çalışırken, bir şeyler beni dürttü. Belki o gün karşılaştığım kadınlar... Tek bir katının otel yapıldığı bir binada, kendi sesimin yankılandığı bir odada, parlak bir beyaz ışık altında yazmaya koyuldum. En son Nazilli Öğretmenevi'nde lokalden gelen okey şıkırtılarının arasında yazmıştım. Otel odalarının -özellikle taşradaki- o kendilerine has tuhaf varlıklarının üzerimde güçlü bir etkisi var. Erken kalkacak olmamı filan düşünmeden -zaten insan kafasında bir yazı varsa uyuyamıyor- gecenin 4ünde aşağıdaki yazıyı yazdım. Bloğa yazama...


Muhteşem bir yönetmen, en en en beğendiğim film (Mavi aslında ama olsun Kırmızı da üçlemenin biri) üzerine dolu dolu çok güzel bir yazı. Bunu siz mi yazdınız? Yani Paralel Sinema yazıyor yazının altında ama o makaleyi de siz mi yazdınız anlamında soruyorum. Belli ki çok eski bir yazı. Belli ki Kieslowski henüz sinemayı bırakmadan ve ardından vefat etmeden yazılmış. Göremediğim anlamları fark etmemi sağladı, neden Kieslowski'den bu kadar etkilendiğimi de. Çok da ilham verici. Bir ders gibi. Saklayıp tekrar tekrar okuyacağım. Çok teşekkürler.
YanıtlaSilMerhaba küçük Joe,
YanıtlaSilEvet, yazıyı ben yazdım. Aslında çok yakın bir zamanda yazdım. Önceden izleyip çok etkilenmiştim üçlemeden, en çok da Mavi'den... Ama tekrar izleyince Kırmızı'dan büyülendim, filmle ilgili çoğu şeyi hatırlamıyormuşum, hatta o sıralar anlamamışım bazı şeyleri. Kieslowski'yi ben de çok seviyorum. Hatta ondan yola çıkarak bir yazı yazmaya giriştim, bitirebilirsem blogda paylaşırım.
Yazıyı sevmenize çok sevindim. Asıl ben teşekkür ederim, bunu paylaşmak çok güzel.
Tebrik ederim!!!!
SilBelli ki eski bir yazı derken son cümleler...ah son satırı yanlış okumuşum ben!!!! Çok pardon. :)
Binoche için kardeşim demişti ki, meşhur olmadan evvel B. Cannes'a gitmiş, bir videosunu çekmişler (kardeşim o videoyu görmüş) o mağrur Binoche'un o halini görsen utanırsın demişti. Laylaylay yapıp eteğini mi ne açıp açıp kapatıyormuş, dalga geçer gibi, sırf sansasyon olsun, birinin dikkatini çeksin diye, o yüzden Kieslowski'nin öyle demesine çok da şaşırmam.
Ben nedense J. Binoche'u hep o Mavi'deki haliyle özdeşleştirmişim kafamda. Aslında Köprü Üstü Aşıkları ve Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'ndeki hallerini de çok sevmiştim. Bu rollerden sonra şimdi hayal edemedim o halini :)) Bak iyi oldu, Binoche dedikodusu da yapmış olduk.
SilSevgiler küçük Joe!
Yazı çok güzel, tıpkı konusu gibi. Leziz olmuş efem:))
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim Narda. Kelebekler :))
SilDünyanın farklı yerlerinde hiç tanımadıkları birilerinin de kendileriyle aynı şeyi düşünüyor olma ihtimalini sevenler mi Kieslowski'yi seviyor acaba? Bilemem ama Kieslowski'yi ben de çok seviyorum. Tuhaf ki ''Mavi'' üçlemenin içindeki en sevdiğim film. Belki daha önce de söyledim sana, nedense söylemişim yazmışım gibi hissediyorum, Binoche'nin elini duvara sürttüğü sahne aklımdan hiç çıkmaz.
YanıtlaSilNefis bir yazı olmuş. Eve gidip filmi seyredesim geldi :)
Özlem hatırlıyorum, daha önce söylemşltin bunu. Ama hangi yazı üzerine söylediğini çıkaramadım. Gerçi yazılarımda Mavi'yi sık sık anıyorum, bende iz bırakmış filmlerinden. Mavi'yi tekrar izlesem ne düşünürüm merak ediyorum, o zamanlar benim de üçlemedeki favorimdi ama şimdi Kırmızı mı olur acaba diyorum :p
SilSevgiler :)
şimdi ..şu pazar .. bütün gereksiz ev işlerini bi yana atıp.. kahve kokusu eşliğinde bu film şölenini tekrarlamak isteğiyle mutlu oldum işte:)))
Silne çok heveslendiriyorsunuz beni :)))
uykusuz uyurgezer :))
Silçok sevindim böyle bir istek uyandırdığıma, çünkü gerçekten tekrar izlenmeyi hakediyor bu film. sevdiğim filmleri, kitapları biraz fazla seviyorum galiba:P
o coşkuyla abartıyorum belki de ama yazmak biraz da abartmak zaten öyle değil mi?
sevgiler!
sevgili alkım,
Silne güzel yazmışsın.Çok beğendim. Gösterilende daha fazlasını bulmak ve söze dökmek harika bir şey. Sıradanlığı biranda gizemli bir maceraya dönüştürüyor. Sende yazılarınla bunu çok güzel beceriyorsun. Bende çok severdim Kieslowskiyi. Evet Mavi en çok etkilendiğim.. ame neden hangi sahne desen detay yok...hafıza tuhaf şey dile dökemesende orda biryerlede.. duygusu en sona kalan galiba.. sadece puslu bir J.Binocehe resmi. Şimdi Kırmızıyı pek bir heveslendim. Sevgiler
Beyhan
beyhan, ne güzel seni görmek!
Silbloglardaki eski yoğun yazışmaları özlüyorum. sanıyorum şu dijital dünyanın hızına kaptırdık kendimizi, artık bir yazı yazmak, okumak, bir yazıda yoğunlaşmak filan epey çaba istiyor :)) doğrusu, ben de eskisi kadar takip edemiyorum blogları.
mavi'yi söylediğin gibi hatırlıyorum ben de, kopuk kopuk kimi sahneler -bincohe'un havuzda yüzmesi mesela- kalmış aklımda ama genel bir manzara çizemiyorum film hakkında. dediğin doğru, bir tortu bırakıyor bu filmler. köprü üstü aşıkları da bende anısı çok silik bir filmdi ama çok sevdiğimi biliyordum. tekrar izledim, aşık oldum :)) yani boş yere kalmıyor o tortu, bir şey oluyor derinden seni etkileyen.
yazıyı sevmene çok sevindim. sevdiğim bir film olunca sanırım daha fazla şey görebiliyorum ya da zaten daha fazla şey görebildiğim için seviyorum. kimi filmlerin, kitapların sınırı yok. özlemişim seninle yazışmayı, bak çenem düşüverdi.
sevgiler beyhan!
evet alkım bende özlüyorum. kafamda hep bir blog tutma isteği var. ama bir türlü zaman bulamıyorum. yazmak düşünmeyi çok tetikliyor. gerçi metin sistematize ediyor kapatıyor sınırlıyor. söylenmeyeni gizliyor. ama bir imkan sunuyor. gerçekte yazı/ metin hiç bitmiyor.filmlerde. gerçeklikte öyle . sürekli ve yeniden aynı metin farklı okunabilir. sevgiler.beyhan
SilHaklısın Beyhan, yazmak düşünmeyi tetikliyor. Bolca kafa karışıklığı olsa bile. O sistem içinde yine de yeni kapılar açıyor. Bende her şeyi bir metin gibi görme eğilimi var zaten, kitapların bize ettiği :)
SilÇok güzel oldu bu sohbet. Sen de yazsan harika olur. Belki bir gün yazarsın. Bu kez biraz daha umutlu konuşmuşsun sanki :)
Sevgiler.
Tamamdır, not aldık! :)
YanıtlaSilBen de beklerim... :)
Tamamdır, uğrarım Kafa Dergi :))
SilHarika bir okuma olmuş, çok güzeldi. Benim üçlemede favorim mavidir, binoche'yi daha başarılı buluyorum jacobs'a göre (tabi tek beden bu değil) ama ikinci sırayı bu film alır. Ben de bir fotoğraf dizisi paylaşmıştım blogda 'farklı mekanlar aynı ifade' diye, Valentine iki yerde aynı ifadeyi verir üç farklı yerde görürüz. Güzel bir seri, Kieslowski sevilir 😄.
YanıtlaSil_DÜnyanın değişik yerlerinde yaşayan insanlarımız da aynı düşünceyi düşünenler paylaşanlar oluyor s.s r.f.k
YanıtlaSilBlgn üstte yazdığım yazıya ismimi yazmayı unutmu
SilBlgn evet sizi kıskandığımda doğru çok sevdiğim içindir ss r.f.kc.ğ.m
YanıtlaSilmerhaba yazınız çok güzl olmuş. Bu faydalı içerik sunan yazı için teşekkür ederiz.
YanıtlaSilSizi diyet, sağlıklı beslenme, kişisel bakım gibi birçok konuda aydınlatacak faydalı bilgiler içeren web sayfamıza da bekleriz.
>> https://www.diyetuzmani.com.tr
ZİYARETİNİZDEN DOLAYI ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİZ .