bir kış günü öğleden sonra



Şubat ayının benim için tanımı: “gamlı donuk kış güneşi”*.  Gökyüzünün ağırlaştığı, etrafın kuzeyli ressamların o ışıksız tablolarına döndüğü, belli belirsiz bir güneş aydınlığı...  

Bu güneş aklıma Marguerite Duras’nın Bir Kış Günü Öğleden Sonra adlı kitabını getirir. Üniversitenin ilk yılları Duras’nın çevrilmiş hemen her kitabını okumuştum ve sonunda tüm kitaplardaki kadınlardan kafamda tek bir kadın yaratmıştım, o da yazarın kendisiydi. Fransız direnişine katılan, küçük kasaba barlarında kendine içki ısmarlayan, Çinhindi'nde gemi yolculukları yapıp çekik gözlü adamlara tutulan, yalnızlıkla beslenen, okyanusa kafa tutan (bohem) bir “Tante Rosa”. Yalnızlık hissi çok mühimdir. Bu kitabın bir yerinde şöyle bir söz geçer: “Yalnız kalmak istiyor, bilmek, onu düşünmek, onu sevmek için.”

Bu kitaplarda, gezegenin birinde (Fransa?) erkeklerin, hayatlarını Duras’nın kadınları gibi ketum ve gamlı kadınları çözmeye harcadığı fikrine kapılıyordu insan. Bu arada aklıma geldi, Fransız bir arkadaşım “soğuk nevale” dediği Catherine Deneuve’ün  Fransız kadınları temsil etmesinden çok şikayetçiydi. Önceden de yazmıştım, Deneuve’ün son olarak, kariyerinin başında rol aldığı Cherbourg  Şemsiyeleri’nde güldüğü iddia edilir. İzlemediyseniz izleyin mutlaka, ilginç bir film deneyimidir. Ama o soğuk hali bazı filmlere cuk diye oturmuştur. Gündüz Güzeli mesela...

Duras'nın Bir Kış Günü Öğleden Sonra adlı kitabında, bir kaptanla karısı Emily L. (hep gizem hep gizem) anlatılır.  Emily L. kaptanla sakin bir hayat sürer. Bir süre sonra şiirler yazmaya başlar. Kaptan karısının şiirleri karşısında kendini çaresiz hisseder. Karısına bu şiirlerin ona acı verdiğini, çünkü onları anlamadığını söyler. Dokunaklıdır bu dürüstlük. Kadın da acı duyduğuna göre bu şiirleri anlamaya başladığını söyler. Bu sırada Emily L. doğum sırasında çocuğunu kaybeder ve şiir yazmayı bırakır. Aradan aylar geçer, kaptan bir gün tesadüfen karısının yeni yazılmış bir şiirini görür. Şiirde ne kaptandan, ne ölen kız çocuğundan ne de yaşadıklarından bir iz vardır. Karısı bir kış günü öğleden sonra ansızın bulutların arasından süzülen güneşi anlatır. Kış günleri “kimi öğleden sonraları gökten inen, parklara, kış ufuklarına, demir atmış teknelere vuran o olağanüstü ışığı” yazar. “Bu güneş mızraklarının açtığı, hiçbir görünür iz bırakmayan bu yaralardan” söz eder. Kaptan perişan olur, kendini aldatılmış hisseder ve şiiri sobaya atar. Bu, hikayenin yalnızca bir kısmıdır ama çok can alıcıdır. 

Şiirle ikinci bir hayat bulan kadın şöyle tarif edilir kitapta: “Dünyanın her yerinde aynı şiirin yazıldığına, bütün dillerin, bütün uygarlıkların ötesinde ulaşılacak bir tek şiir olduğuna inanan insanlardandı.

İşte Emily L. de edebiyatın tekinsiz kadınlarından biridir. (Edebiyat kadınları tekinsiz görmekten çok hoşlanır.) Solgun kış günlerinde sık sık aklıma gelir.  

*Ceyhun Atıf Kansu'nun bir köyde doktorluk yaptığı sırada yazdığı Kızamuk Ağıdı şiirinden.

Yorumlar

  1. Catherine Deneuve’ü şu sıralar bunuel filmlerinde seyrediyorum , yakında da paylaşacağım izlenimlerimi..

    YanıtlaSil
  2. Buket, güzel bir tesadüf olmuş, yorumlarını bekliyorum. Ne çok film izliyorsun sen, ne güzel! Ben şu sıralarda, izlemeye başladığım bir filmi aynı günde bitiremiyorum bile...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Alkım,
    Emily L. artık kış günlerinde benim de aklıma gelecek:) Eline sağlık. Ben asıl Emily L'nin şiirini merak ettim.
    Ketum ve gamlı kadınlar demişsin ya, gözümün önüne bir sürü film geliverdi birden. Az konuşan kadınlar ve Fransa gezegeni...Çok hoş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sema-zen, senin yazdıklarını okuyunca benim de aklıma bir dönem "yüksek sanat" adı altında yapılan Türk filmleri geldi. Mayası dışarıda karılmış, suskun filmler. Ne alem filmlerdi onlar. Sentetik mi sentetik. Bak canım çekti şimdi.
      Bizim Catherine'imiz de Zuhal Olcay mı acep?

      Sil
  4. Sevgili Alkım, yazını keyifle okudum. Ama bir konuda aklım karıştı: Hem ketum ve gamlı kadınlara selam çakıyorsun hem de sanki Catherine Deneuve'ü bu ketum ve gamlı kadın kategorisinin dışında tutuyorsun gibi... Doğrusu Catherine Deneuve benim için tam da bu yazında selam çaktığın o gizemli, esrarengiz kadınlardan birisidir. Cherbourg Şemsiyeleri filmini çok severim, özellikle müziğini. Film müzikleri klasiklerinin en sevilenlerindendir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok benim alıp veremediğim yoktur Catherine Deneuve'le, bazı filmlerini de çok severim. Cherbourg Şemsiyeleri de bunlardan biridir. Hatta yazmıştım bir zamanlar
      http://nezlelikarga.blogspot.com/2009/12/cherbourg-semsiyeleri-les-parapluies.html
      Kendisini sevmeyen Fransız arkadaşımdı, pek soğuk bulurdu. Haksız sayılmaz, soğuk hakikaten.
      Esrarlı kadın olmak için soğuk olmak şart değil bana kalırsa. Mesela Jeanne Moreau. Aynı gezegenden örnek verdim:)
      Sevgiler.

      Sil
    2. Jeanne Moreau, canımdır;) Çok beğenirim o kadını, dediğine katılıyorum; hem esrarlı hem de sımsıcak bir gülüşe sahiptir Moreau. bkz; Jules et Jim;) Ah, Jules ve Jim nasıl da güzel bir filmdir, bayılırım!

      ------------
      p.s.:Tristana en sevdiğim filmlerden biridir, alttaki yorumda adı geçmiş de, söyleyeyim dedim;p Sevdiklerim listesi gibi oldu böyle;)

      Sil
    3. justine, ben de seviyorum hem Moreau'yu hem Jules ve Jim'i. Jules ve Jim'i ilk kez Ankara'da festivalde izlemiştim. Beyaz Geceler diye geceleri arka arkaya 3 film gösteriliyordu. Hiç unutmam...

      Bu kadar konuştuk canım çekti. Şu filmlerden birini izlesem ne güzel olur.

      Sil
  5. Merak ettim kitabı, ne güzel anlatmışsın. Şimdi bir çırpıda yazılacak şeyler değil yazının bana düşündürdükleri, daldım gittim okuduktan sonra ben.
    C. ile yazışırken (bir buçuk yıl boyunca hemen hemen her gün -neredeyse iki yıl!- ve hiç görmeden birbirimizi) ona kesik kesik, eskide kalmış, belki hiç yaşanmamış şeylerden bahsederdim (kim neyi, ne kadar bilebilir bir insan hakkında?), sarı, tüllü tuhaf hikâyeler. Sonra birbirimizi görüp, uzun geceler boyu konuştuğumuzda, bana, önceden anlattığım "o" şeyleri duymak istemediğini hissettirmişti. Söylemeden, anlamıştım. Ben ise ona, çok sevdiği ve hakkında uzun bir yazı yazdığı Ferit Edgü'nün Kaçkınlar kitabındaki kurguya benzememesini söylemiştim. (şimdi yazışmaları açtım ama bulamadım, belki mektuplardaydı. onları okumamı da istemez o, dönüş hep hüzündür, bilirsin;))

    Dokunaklı bir dürüstlük, ne kadar doğru bu laf. Anlamadığın, bilmediğin şey çaresiz bırakır seni, ve elinden hiçbir şey gelmez. Kitapta dendiği gibi; o yaraların izi yoktur çünkü.

    Tekinsiz kadın ve erkekler olmasa keşke, ama elden ne gelir, kader bu;)

    Kitabı aklımda tutacağım, teşekkürler Alkım.

    p.s.: -Catherine Deneuve, Repulsion filminde de harikadır ve dediğin gibi; üzerinde bir kimlik gibi taşıdığı soğuk hâlin yakıştığı filmlerdendir o da. Ben çok severim o filmi.
    -Soğuk kadınları sevmem ama, onu hemen diyeyim;) Hepimiz "cool" oluruz yeri geldiğinde tabii, fakat geçelim lütfen o fransız havalarını;)

    YanıtlaSil
  6. Justine, neydi merak ettim Edgü'nün Kaçkınlar kitabındaki kurgu. Bende vardı kitabı diye biliyorum, bir bakayım:) İlişkiler tuhaf dengeler üzerine oturuyor işte. Ben bu hikayedeki adamın çaresizliğine üzülmüştüm bir yandan. Adam bir hayaletle boğuşuyor gibiydi. Öte yandan kadının da yazı yoluyla başka bir dünya edinmesini hakkı olarak görmüştüm. Hakkıydı da...Yazı, insanı tekinsiz yolculuklara çıkarabilir işte:)

    Repulsion, tüyler ürpertici,etkileyici bir filmdi. Bence de o rol tam CD'ye göreydi. (Ben Gündüz Güzeli'nde ve Tristana'da da beğenmiştim ama Truffaut filmlerinde soğuk kalmıştı.)

    Soğuk kadınlar konusunda hemfikirim. Sinema karakterleri olabilirler ama.
    Ben oyumu "neşeli kadınlar"dan yana kullandım zaten:) Yazısını bile yazdım.

    p.s. "yeri geldiğinde cool oluruz" demek:) bittim bu tabire!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada anlatılan delilerin hikâye ve hâlleri canım. (biz birbirimize deli deriz de;)) Çok severim deli kelimesini ama hâl başka tabii. Kim "Aylak Adam"la beraber olmak ister; nihilist, kinik biriyle yaşamak? Okumak güzel ama, gerisi ı ıh.

      Sil
    2. Sevdiğim bir kitabın başında "bu dünyanın tadını en çok aşıklar ve deliler bilir," diyordu. Aklıma o geldi Justine:)
      Kinizm iyidir ama fazlası dediğin gibi zor! Aylak Adam demek:)

      Sil
  7. şahane bir şubat yazısı, fotoğraf da tam bir şubat fotoğrafı olmuş, puslu, soğuk bir hava, gitmekle kalmak arası bir güneş, ışıkları zayıf, etkisiz. “gamlı donuk kış güneşi” işte tam da budur şubat. şiir tüylerimi diken diken etti. “Ya siz ne gördünüz, söyleyin, söyleyin, Bir şey söyleyin, bir şey söyleyin uzaktan.”
    kitabı okumadım ama yazıyı okuyunca hemen not ettim okunacaklara.
    justine’e katılıyorum, hepimiz cool oluruz yeri geldiğinde:) ama ben de oyumu neşeli kadınlardan yana kullanıyorum:)

    YanıtlaSil
  8. zerka, ceyhun atıf kansu bu şiiri doktorluk yaptığı köyde bir günde 23 çocuğun kızamıktan öldüğüne tanık olduktan sonra yazmış. insan şiiri okuyunca o atmosferi yaşıyor adeta. çok etkileyici...

    sevgiler ve tabii yaşasın neşeli kadınlar!

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Alkım,
    Şubat soğuktur tabii ama ben tüm iyimserliğimle şubatın, en azından ikinci yarısının bahar olduğuna inandırırım kendimi. Ne de olsa günler epeyce uzamış, cemreler düşmüştür artık. Hafiften çiçekler bile açmaya başlamıştır. Böyle düşünerek sanki kışı daha çabuk kovalayabilirim gibi gelir. İnanmak önemli :)
    Marguerite Duras nedense pek dikkatimi çekmemiş bir yazar. Bir tek kitabını okumuştum yıllar önce, Tarquinia'nın Küçük Atları. Arada ailemin hatırı için, Antalya'nın korkunç sıcağında, sayfiyede geçirdiğim sıkıcı, bunaltıcı, sıcak yaz günleri bana hep bu kitabı hatırlatır. Yazı severim aslında ama sayfiyeyi hiç sevmem. Kitabı beğenmiştim ama yoğun bir rehavet ve uyuşukluk duygusu vardı ki benim nedense hiç tahammül edemediğim bir şey. Bir türlü planlanan bir yere gidememek, hem de hiç bir engel yokken, gezgin ruhuma hiç uymamıştı.

    Çok güzel özetlemişsin kitabı, merak ettim. Yazdan sonra bir de kışı okumak Duras'dan ilginç olacak.

    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işın haklısın, cemrelerden biri düştü. Bu yıl herkesin dilindeydi bu olay. Kış biraz bıktırdı sanırım insanları.
      İnanmak önemli katılıyorum. Yine de Şubat benim en ısınamadığım aydır. İki anlamda da:) Ama şimdi İstanbul'a haksızlık yapmamayayım, bugün harika bir hava vardı. Baharın nasıl bir şey olabileceğini anımsattı!
      Aslında kitabın özeti değil anlattığım. Kitabın içindeki hikayenin içindeki bir hikaye. Ama benim kitaptan hatırladığım hikaye bu. Bana etkileyici gelmişti. Sonunda da bir bahçıvan giriyordu hikayeye hatta. Neyse, daha çok yazmayayım:)
      Çok sevgiler,

      Sil
  10. Merhaba,

    sürekli okuma/film izleme listemi genişlettiğiniz için teşekkürler.:) Margeretin Sevgili'sinin filmi hala unutamadıklarımdandır. Filmden sonra kitaplarını okumayı düşünmüş ama unutmuşum. Şimdi tekrar hatırladım,listeme ekledim.

    Benim için güneş bulutların arkasında bile olsa gamlı olmuyor. Hemen filizleniyorum.

    sevgiler
    Beyhan

    YanıtlaSil
  11. Merhaba Beyhan, ben de yorumlar için teşekkür ederim:)
    Sevgili'nin kitabı çok daha iyi. Filmde de benim pek sevdiğim Tony Leung oynuyordu. Onu da atlamayayım:)
    Ben yazarın yazma serüvenini anlatan "Yazmak" adlı kitabını ve Moderato Cantabile adındaki kısa romanını çok sevmiştim. Aslında uzun zaman oldu, hepsini birbirine karıştırıyorum.

    Bugün güneş beni utandırdı, gamlı filan değil basbayağı neşeli bir güneşti.
    Güzel, güneşli günler,

    YanıtlaSil
  12. Şimdi öyle yorgunum ki, bu sabah nöbetten geldim ve yarın sabah mesaim var, neyse ki öğlen üçe kadar. Tüm gün evdeki işleri halletmeye çalıştım, c.tesi İst.'a gidiyorum ve daha bavulumu bile hazırlamadım;) Yarın koşturup duracağım, belli. Her neyse, Alkımcığım niye bunları söylüyorum biliyor musun, çünkü yanıtlarını okuduğumdan beri bir şey yazacağım, ama bilgisayar başına oturamadığım için kaldı öyle. Yatağa gitmeden önce de oturdum sana yazıyorum;)
    Sen Tony Leung demişsin ya, hah işte ben de çok severim o beyi, yalnız o isimden iki tane oyuncu var;) Biri senin bahsettiğin Sevgili filminde oynayan Tony Leung. Şurada;
    http://www.imdb.com/name/nm0504899/

    Diğeri de Wong Kar Wai filmlerinde oynayan, ilkinden daha meşhur ve benim pek sevdiğim beyefendi, şurada;
    http://www.imdb.com/name/nm0504897/

    Aşk Zamanı filminde bir araştırayım demiş ve gerçeğin farkına varmıştım, Sevgili'de oynayanı pek tutmam da ben;p Sen hangisini diyordun merak ettim?

    Öpüyorum seni, biraz ortalığı toparlayıp, yatmalıyım artık. Yarın erken kalkacağım, ne saçmalık.
    A, bir de Moderato Cantabile'de Jeanne oynuyor, çoook uzun süredir bende var o film, bir türlü seyredemedim ama aklımda.

    Kaçtım.

    YanıtlaSil
  13. Justine, Tony Leung'leri aynı zannediyordum ben! Benim sevdiğim de Aşk Zamanı'nda oynayan. Aslında o filmde çok beğenmiştim. Sonra bir ara Sevgili filminin künyesinde de görünce, "demek orada da oynamış" diye düşünmüştüm. Hay bin Tony:) İyi ki söyledin.
    Moderato Cantabile'nin filmini izlemedim ben. Bizim Jeanne mi oynamış orada? Nedense sevindim birden:) Sırf onun için izlemeye değer.
    Kolaylıklar sana. O yolculuk telaşı kıvrandırır insanı ama yine de güzeldir. Yarın daha yolda iken başka bir evrende olacaksın, ne güzel:)
    çoook sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. It's really a cool and helpful piece of information. I am satisfied that you shared this useful info with us. Please keep us up to date like this. Thank you for sharing.

    my web site ... SEOPressor

    YanıtlaSil
  15. Greetіngs! Very useful aԁvіcе withіn
    this artісle! It's the little changes that will make the largest changes. Thanks a lot for sharing!

    My web site: SEOPressor

    YanıtlaSil
  16. Αdmiring the cοmmitment you рut into уour blog аnd detailed informаtion уou offеr.

    It's great to come across a blog every once in a while that isn't the
    same outdated rehaѕhеd information. Greаt read!
    I've saved your site and I'm including your RSS feeds
    to my Google аccount.

    Feel frеe to visit my hοmepagе - seopressor version5

    YanıtlaSil
  17. Ηі! Do you use Twitteг? ӏ'd like to follow you if that would be ok. I'm abѕоlutеly enjoуing your blοg and lοok fοrwarԁ to new upԁateѕ.


    my web pagе - wedding dresses

    YanıtlaSil
  18. It iѕ the best time to maκe some plans for the future
    and it's time to be happy. I have read this post and if I could I desire to suggest you few interesting things or tips. Maybe you can write next articles referring to this article. I desire to read more things about it!

    my web-site SEOPressor V5

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"