haritadaki izler

"Ütopyalara yer vermeyen bir dünya haritası eksik kalmıştır." Oscar Wilde

Dünya senin istridyen” diyor şarkı, kimi zaman dünyanın neresinde olduğunun bir önemi kalmıyor. Yola çıkıp içindeki bir haritayı tamamlıyorsun. Yaşadıkların ve okuduklarınla eksik çehresini bulmaya çalıştığın bir dünya var. Yeryüzü dediğin bundan daha fazlası olmalı. Bilmediğin rüzgarlar, tırmanmadığın dağlar, sokaklarında yürümediğin şehirler, konuşmadığın diller, isimsiz nehirler, asırlık yontular, ayaklanmadığın meydanlar, görmediğin insanlar, yeryüzünde sürülmüş onca ıssız iz var…

Şafak vaktinde, ıssızlıkta çıkarsın yola. Öylesi güzel olur. Trene binersin, raylar boyunca gidersin. “Irıpların çalkantısında” gün olur alır başını gidersin. “Solda güneş yükselirken” gidersin. Trenler seni taşır, başıboş düşüncelerini taşır. Issız kasabalara bir yolculuk ihtimalini taşır. Penceresinden bakarsın. Önünde serilen dünyaya bakarsın. Tren yolu boyunca dizilmiş el sallayan çocuklar olursun, onlar senin çocukluğun olur. Akşamın mürekkepli sularında yol alırsın. Gece karanlığında en güzel uykusuzluklarda yol alırsın, dünyanın tersine bir zamanı yaşarsın. Işıksız kasabalardan, donmuş bozkırlardan, pirinç tarlalarından geçersin. Gece trenlerini ağırlayan garlardan geçersin. Dünyanın çatısı, gezginlerin evi olur garlar. Kendini istiridyenin tam göbeğinde hissedersin.

Başka bir şehrin sabahına uyanırsın, yeni bir dilde selamlarsın günü, başka bir sokağı arşınlarsın, dünyanın farklı bir köşesinde bulduğun kederden tanıdık bir acı çıkarırsın. Hareket edersin, yeryüzüne kendinden menkul bir iz bırakırsın. Ayaklarını hissedersin, hafiflersin, yürürsün, koşarsın. Uçmayı öğrenirsin. Belki. Bilmediğin yemekler tadarsın, acı çaylar içersin, berbat yataklarda yatarsın, tekinsiz araçlara emanet edersin kendini. Bıktırıcı tekrarlardan pelteleşmiş zihnin çözülür birden. Nefes alırsın.

Yeryüzünün büyük sessizliklerini görürsün, bir dağın uçurumunda. Vahşi çığlıklarını duyarsın, ürperirsin. Başka yaratıklarını tanırsın, dünyayı onlarla bölüşürsün. Adilce. Ne de olsa bu senin haritan.

Kim olduğunu unutursun, biri olursun, hiçbiri olursun.  Türlü acıları, zulümleri soğurmuş yeryüzünün güneşli ve şenlikli bir yüzünü bulursun –ki hep olur-, ısınırsın orada. Kendini öbür yüzüne hazırlarsın. Merak edersin, şaşarsın ve bir yanınla hep çocuk kalırsın.

Ağır ağır haritayı tamamlarsın. Bir ömür yetmez bilirsin ama her seferinde daha fazla hayat eklersin, getirip haritaya yerleştirirsin. Etrafındaki kötü kokulara, aşınmışlıklara, zorbalıklara karşı bunları aklında tutarsın. “Sizin alınız al inandım,” dersin. Kürsüler, ünvanlar ve "itibar" sizin olsun, gidilecek ne çok yol var. Dersin ki, kafamdaki haritaya inancım tam, sınırlar sizin haritanızda! 

*Eksik Parça belgeselinin blog sayfası için yazdığım yazı. Buraya da eklemek istedim.

Yorumlar

  1. Yolculuk Günlüklerini yenice bitirmişken :)

    Bu arada teşekkür ederim bir kez daha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitabın bende yeri büyük. Bilmem sende de oldu mu ama ben okuduktan sonra günlerce bir gemi yolculuğunu hayal etmiştim. (Şimdi pek emin değilim gerçi:))

      Sil
    2. Olmaz mı hem nasıl. Haftalarca süren. Ama çok hüzünlü bazı günlerde. Küstahlık olmasın da yazdığı andaki hüznü tamamiyle yaşıyorum :)

      Sil
    3. Yok yok, niye küstahlık olsun ki Ebru.
      Bu arada sen de yazmışsın zaten, pek "yolculuk insanı" değil Camus. En azından o kitabından böyle anlaşılıyor. Bu kadar konuştuk, sanırım ben bir kez daha okuyacağım. Güzel, aynı zamanda ince kitaplara müteşekkirim:))
      Sevgiler.

      Sil
  2. Hiç yurt dışına çıkmadım. Çok güzel bir yolculuk yazısı olmuş. Bıktırıcı tekrarlardan pelteleşmiş zihnime iyi geldi sabah sabah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolculuk evinden uzaklaşmak üzere kapıyı kapadığın anda başlıyor aslında. Kimileri bunu evinden çıkmadan da gerçekleştirebiliyor ama eyleme geçmek güzel bence, hareket etmek! Gündelik hayatta bilgisayar karşısında geçirdiğim günlerde en çok bunu özlüyorum Kitapsız Kedi.
      Güzel bir gün diliyorum sana, bıktırıcı tekrarlara inat:))

      Sil
  3. hemen bir bilet alıp gidesim geldi!

    YanıtlaSil
  4. Ahhh... ahhh....
    Gizli bir okur

    YanıtlaSil
  5. alkımcım tam bir yolculuk yazısı olmuş bu, kokusunu duyabiliyorum şu an trenlerin, yolların, otobüs pencerelerinin, tekrar tekrar okuyorum, fotoğraftaki harita elimdeymiş de ilk kez gittiğim bir şehirde yol bulmaya çalışıyormuşum duygusuyla. bu arada düşünüyorum da senden harika bir yol arkadaşı olur, eminim buna:)

    “acı çaylar içersin, berbat yataklarda yatarsın” :) yine de şikayet etmezsin, sanki alıştığın konfor uyuşuklaştırmıştır da seni yolculukta bu zor şartlarla uyanmış dimdik ayaktasındır, yürümeye, koşmaya hazırsındır dimi:)

    “ışıksız kasabalar, donmuş bozkırlar…” çok güzel tarif etmişsin sonra o sessizlik, karanlık, azcık ışıklarda öyküler…onca öykünün içinde senin öykün, sen o kadar önemli değilsindir ya, o önemli olmama hali nasıl bir özgürlük verir insana.

    açıp bir haritaya bakayım bari yola çıkamasam da:) eksik parça’nın blog sayfasında dolaşıyorum ne güzelmiş burası daha gezineyim ben burada haritaya gerek kalmadı:)

    çok sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en güzel iltifatı kapmışım, daha ne isteyeyim: iyi bir yol arkadaşı olmak! umarım öyleyimdir:)) ama çok şikayet edenlerden değilim, biraz gezdiğim yerleri sevmeye gönüllü gidiyorum sanırım. bir de aksilikleri göz ardı edip biraz dalgaya vurmazsan yolculuğun keyfi kalmaz. ki aksilik hep olur.
      doğrusu gezerken, yolculuk sırasında bu dünya daha güzel ve yaşanası bir yer gibi görünüyor gözüme. her anlamda. burada çakılı kaldığımda daha karamsar oluyorum. ışıksız kasabalar ve donmuş bozkırlar da polonya'daki tren yolculuğundan aklımda kalanlar. özlüyorum ara ara.
      önemli olmama hali önemli, keşke hep beraber önemli olmasak! işte benim ütopyam, bırakalım, önemli olmayalım efendim:)
      eksik parça'yı sevmene sevindim, ekiptekilere söyleyeceğim bunu, eminim çok sevinecekler.
      yorumunu okumak çok iyi geldi zerkacım. ellerine sağlık. sevgiler, haritada güzel yolculuklar!

      Sil
  6. öyle güzel anlatmışsın ki, işte benim felsefem dedim. ev hayatını, sakinliğini
    sevdiğim kadar yolculukları da çok severim. hatta çalışma nedenimin en büyük faktörü de
    yolculuklardır. şimdiden 2 yıllık yolculuk hayallerim var kafamda. çalışan insan olunca bellidir mecburen rotalar, tatiller. bu hayallerim güç veriyor bana, inanmazsın ama..

    YanıtlaSil
  7. Buket, biliyorum senin yolculuk -ve güzel tatlılar- sevdiğini:) Ben de senin gibi evden de vazgeçemeyenlerdenim. Yolculuktan sonra muhakkak bir süre evde olmak istiyorum.
    2 yıl boyunca gezme hayalleri mi bahsettiğin? Ne güzel, umarım yapabilirsin. Benim birkaç arkadaşım bunu yaptı. Eminim ki değer!
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  8. merhaba alkım,

    para/zaman ikileminden ertelediğim bir roma gezisini yapmaya heveslendim şimdi.
    cok guzel anlatmisin.

    tesekkürler
    beyhan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyhan, seni burada görmek ne güzel! Şu kasvetli, sıkıntılı günlerde eski bir dostu görür gibi sevindim akşam yorumunu görünce.
      Roma gezisini yaparsın umarım. Geziler adamakıllı oturup planlanmadıkça erteleniyor, gerçekleşmiyor. Para konusundaki endişelerinde çok haklısın, euro'nun son durumu bizim açımızdan hiç iç açıcı değil. Ama gitmeler güzel, ne olursa olsun:)
      Sevgiler,

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"