Belediye Parkında Kafka

oyun bahçesi
On üç yaşımla ilgili hatırladığım tek bir anı varsa o da şudur: Belediyenin parkında kardeşimle oynuyoruz. Güzel, güneşli bir öğle havası...Parkta ikimizden başka kimse yok.. Bir süredir uzaktan park bekçisi gözünü dikmiş bize bakıyor. Ben salıncakta sallanırken yanıma gelip soruyor:

-Kaç yaşındasın sen?
-On üç.
-Görmüyor musun burada yazanı?

Hemen gösterdiği tabelaya bakıyorum. “12 yaşından büyükler oynayamaz” yazıyor. İniyorum salıncaktan. Yüzümü bir sıcaklık basıyor, yanaklarım yanmaya başlıyor. Kendimi çok kötü hissediyorum. Eğlendiğim için cezalandırılıacak kadar büyümüşüm besbelli... İlk kez bir salıncaktan kovuluyorum. Eve gidince anneme kaç yaşına kadar çocuk olunduğunu sorduğumu çok iyi hatırlıyorum. Annem “On beş” diyor tereddüt bile etmeden, sanki hep bu soruyu bekliyormuş gibi. Biraz rahatlıyorum. En azından çocukluktan kovulmuyorum. Otorite ile birebir ilk karşılaşmalarımdan biri...

Olaya bugünden bakınca ise kafamdan absürt bekçi hikayeleri yazıyorum. Aklıma Kafka geliyor. Bu bekçiden bir kitap yazabilir diye düşünüyorum. Yere gazoz kapaklarının saçıldığı, paslı demir salıncakları olan küçük bir belediye parkında sessiz suçlar işleyip, parkta yaşanan utancı bir karabasana çevirebilir, beni sonsuza kadar o parkta eğlenmeye mahkum edebilir!!! (İyi ki Kafka’yı o yaşta tanımamışım.)

Bu düşünceleri aklıma getiren de onun “Kızgın Çalı” isimli hikayesinden bir bölüm oluyor :

Sık bir çalılığa düşmüştüm ... Düşüncelerim arasında kaybolmuş rahatça dolaşıyordum, sonra birden kendime geldim! Çalılık sanki etrafımda bitmişti. Dışına çıkamıyordum, kaybolmuştum!

"Çocuğum, dedi bekçi. Yasak bir yola girmişsin ; bu korkunç çalılığa geliyorsun, sonra da şikayet ediyorsun. Ama yine de, yabani bir ormanda değilsin. Bir genel park burası. Buradan çıkacaksın… ama biraz sabretmelisin, önce sana bir yol açacak işçileri aramam gerek; ondan da önce Müdürün iznini almalıyım. "

Kafka sen neler kadirsin? İnsanın aklına böyle tuhaf tuhaf şeyler getirirsin...

Yine de ne zaman bir salıncak görsem dayanamam. Salıncakta sallanıp şarkı söylerim eski günlerdeki gibi!!!

Yorumlar

  1. Kafka'yı erken yaşlarda,taptaze bir kafayla okuduğumdan mı çok etkisinde kaldım nedir,bende de vardır bu yaşadıklarımı hayal gücümle kaotik labirentlere çevirme durumu.Çok güzel yazmışsın sen de...
    Tabii böyle işgüzar bekçilerle ben de tanışmıştım vakti zamanında,evimsizlik sınavına mı sokuyorlar işe almadan onları acaba?
    özlem

    YanıtlaSil
  2. Bu çocukluk bekçileri ile büyümedik mi hepimiz? Burada bekçi gerçek hayatta da ne ala tesadüf ki bekçi çıkmış. Ama nasıl ki namus bekçileri çoktur, çocukluktan yeni yetmeliğe geçmen gerektiğini hatırlatan o soğuk bakış sahipleri de pek çoktur. Mesela Fatih Camii'nin o bitmeyecekmiş gibi duran koca taş meydanında alabildiğine özgür koşuşturmak bir gün pat diye uygunsuz (!) olur. Genç kız olunmaktadır artık ve koşmak deli gibi koşmak artık mevzuubahis değildir. Ya da o kısa şortlar falan da giyilmemelidir. Çocukluktan kovulmak da birden ruhsal bir tokat yemiş gibi yapar insanı... Neye uğradığını şaşırırsın.

    Ya işte böyle komşum, nerden nereye :)

    YanıtlaSil
  3. Ben de erken yaşlarda okumuştum Kafka'yı Özlem. Şimdi Dava'yı tekrar okudum. Bazı şeyleri -absürt mizahı mesela- kaçırmışım.
    Yaşadığımız hayata nasıl da oturuyor yazdıkları.
    Bekçisiz oyunlar diliyorum sana:))

    YanıtlaSil
  4. Margot,
    Yazdıklarını okuyunca eski öfkelerim depreşti. Bu corafyada ne zor şey ergen olmak! "Koca kız oldun artık!" Mahalle bakkalından tut sıra arkadaşına kadar pek çok kişi senin üzerinde hak sahibi.
    Biraz delilik gerekiyor sanırım! Başka türlü olmuyor.
    Koşmak güzel yani!!! Koşalım, koşun, koşsunlar...

    YanıtlaSil
  5. Merhaba; daha girişte Kafka adını gördüğümde takıldım derhal bloga.. derken Eternal Sunshine spotless mind.. derken sonbahar.. bir de etiketlere takıldı gözüm şimdi de.. kalmalı burada:) sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Hoşgeldin Deli Anne! Ben de senin yazdıklarını keşfettim biraz önce. Blog dünyası öyle bir umman ki insan neler neler kaçırıyor bilmeden.
    Görüşmek üzere:)

    YanıtlaSil
  7. Ne güzel yazıyorsunuz.bütün yazılarınızı okuyorum tek tek...çocukluğa dair ne güzel anılar..

    YanıtlaSil
  8. Çok teşekkür ederim. Çocukluklarda ortak bir şeyler gizli zaten, onları paylaşmak güzel.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"