Orbis Pictus - Alis Yollarda


Ne zaman yolculuk isteğim depreşse yolculuk filmlerine sarılırım. Orbis Pictus'u da böyle bir zamanda izledim. Slovak bir yönetmenin (Martin Sulik) yolculukları, masalları ve Chagall'ı hatırlatan filmi.

Film, 16 yaşındaki başına buyruk Tereza'nın yatılı okuldan atıldıktan sonra çıktığı yolculuğu anlatıyor. Tereza, Bratislava'daki annesinin yanına gitmek üzere, elinde solmuş bir haritayla (ah, o haritalar, insanı nasıl da kışkırtırlar), seyrini kendinin de pek bilmediği bir yolculuğa başlıyor. Yol boyunca tuhaf kişilerle karşılaşıyor. Başına olmadık olaylar geliyor. Biz de, tavşanını takip eden Alis gibi Tereza'nın özgür ruhunun peşine takılıyoruz, Tereza'nın kafasının içinde geziniyoruz. Neyin gerçek neyin sahici olduğunu kimse bilmiyor, hatta bu çok da önemsenmiyor. Yolculuk sessiz bir karnavala, Chagall'ın büyülü hikayelerine dönüyor. Tereza'nın her karşılaştığı kişiyle bir alışverişi oluyor. Acılarından kurtulmak için yarı beline kadar toprağa gömülü bir kadını topraktan çıkarıyor. Bir süre şakır şakır yağan yağmurla kadının harap evinde suların yükselmesini seyrediyor. Ortalıkta tavuklar dolaşıyor. Göl kenarında bir düğüne katılıyor, uzaktan damatla bakışıp duruyor. Gelinle isteksiz damat, gece ışıklar içinde bir salla gölde büyüleyici bir şekilde uzaklaşıyor. Tereza, ıssız kasabalardan, tren yollarından, taş köprülerden geçiyor. Ve yatılı bir okulda kalan kardeşini görmeye gidiyor, çubuklu pijamalarıyla yatakhaneden kaçan mahzun çocuklara oyunlar oynatıyor. Yolculuk devam ediyor. 

Orbis Pictus, kendine has bir ruhu olduğunu hissettiren, gücünü naifliğinden alan filmlerden. Birbirinden farklı seyirlere imkan veriyor... Bana çocukluğun sahici serüvenlerini anımsattı ve tabii ki Alis'i...

*Bu arada, Orbis Pictus, Çek eğitimci, John Amos Comenius'un çocuklar için yazdığı, ilk resimli ansiklopedinin adıymış.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"