Hürriyete Doğru


İyi ki doğdun Öznur!       
sunrise at the sea 
                                                                                                           
"Gün doğmadan deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola."

Hölderlin,  "insan şiirsellikle barınır şu dünyada," demiş. Bu sözü ilk duyduğumda hemen bir yere not etmiştim. Gündelik hayatın kaba dürtüklemesinin dışındaki her önermeyi o zaman küçük bir mucizeymiş gibi karşılardım. Hala öyle aslında. Kelimelerle barınılabileceğine dair inancım da tamdı...(Hayatıma henüz çilek reçelinin girmediği yıllar...) Heves ne güzel şey!

"Seni benden ne bu kapı ne bu duvar ayıracak."

Ezginin Günlüğü'nden Hürriyete Doğru albümünü dinliyorum. Uzun zamandır dinlememiştim. Öğrencilik yıllarım geldi oturdu karşıma. (Kantinlerde asılı kalan zaman geliyor aklıma. Dali'nin sarkan saatleri!)  Müzikle arama başka hiç bir şeyin girmediği günler... Öyle zamansız şarkılar ki aynı bağı tekrar kuruyorum. Tıpkı o günlerdeki gibi sözlerin ve müziğin içine yerleşiveriyorum. İçinden kayıklar geçen, bir tuz tadı bırakan şarkılar...

Toprak somun gibi kabarıyor. Acımızla sarmaş dolaş yaşıyoruz mutlu olmak varken...Yine de balıklar, ırıpların çalkantısı, yelken olup gitmek var. Kara gecenin içine sinen yağmur var. Önümüzde şarabımız. Elimiz suya değiyor, her yanımız mavi, her yanımız deli rüzgar...Gel de bu nefes alıp veren kelimelerden kendine bir barınak yapma!

Peki sorarım,

"İnsan bugün yaşamazsa ne vakit yaşayacak?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"