District 9 (Yasak Bölge)

Uzaylı filmleri deyince aklıma klişeler geliyor. ABD'yi ziyaret eden saldırgan yaratıklar, telaş içinde Meksika'ya doğru kaçışan Amerikalılar, dünyayı kurtarmak adına yine özel hayatıyla -tam da kızının mezuniyet, doğumgünü vs. partisine gitmeye söz vermiştir- ilgili bir fedakarlık yapması gereken Başkan...
Bütün bunlar bir yana nice filmde dışarıdan geleni tehdit olarak görürüz. İşte Neill Blomkamp'ın District 9 filmi , başlı başına bir siyasetin ifadesi olan bu durumu tersyüz ediyor ve karşımıza mülteci uzaylıları çıkarıyor.

Merhaba uzaylı, maalesef dünyalıyız!

Film, 1980lerin Johannesburg’unda geçer. Sürekli bir haber spikerinin aktardığı son gelişmeleri izleriz. Olaylar belgeselmiş gibi aktarılır. Başka bir gezegenden gelen büyük bir uzay gemisi, yakıtı bitince Johannesburg semalarında asılı kalmıştır. Dünyaya sığınan uzaylılar, tel örgülerin ardında 9. Bölge denilen, barakalardan oluşan geçici bir bölgeye yerleştirilir. Bu bölgenin denetimi MNU adında özel bir şirkete devredilir. Bu şirket, zırhlı, “beyaz” araçlarıyla etrafı kolaçan edip güvenliği sağlamaya çalışırlar. Öte yandan uzaylıların elindeki silahlar iştahlarını kabartır. Gizli laboratuarlarındaki araştırmalarında devletten destek alırlar. İnsanlar, uzaylılara görünüşlerinden dolayı “karidesler” demektedir. Ya da “çöp yiyiciler”. Uzaylılar çöplerden beslenirler, kedi mamasına bayılırlar. Bir silah mafyası onların bu zaafından yararlanıp kedi maması verip karşılığında silahlarını alır. Bir süre sonra Johannesburg halkına dur durak bilmeden uzaylıların ne denli yıkıcı ve zararlı oldukları anlatılmaya başlanır. Haberlerde etrafı yakıp yıkan, vandal uzaylıları görürüz.

Bu sırada, uzaylıların başka bir bölgeye taşınması kararı alınmıştır. Söz konusu yerin bir toplama kampı olduğunu bilen uzaylılar taşınmaya yanaşmazlar. MNU’da bu işin başına torpille Wikus adında bir adam geçirilir. Başından itibaren neden böylesi saftirik bir neşe içinde olduğunu bir türlü anlayamadığımız Wikus, gayretle ve hevesle işe koyulur. Tek tek evleri gezerek bölgenin tahliyesine başlar. Bu sırada kara bir sıvıyla temas eder. Çok geçmeden bu sıvı DNA’sını etkilemeye başlar ve Wikus yavaş yavaş bir “karides” e dönüşür. Bir “karides” olmanın nasıl bir şey olduğunu da çok geçmeden hissetmeye başlayacaktır. Birden herkes Wikus’un peşine düşer. Çünkü o, bir yanıyla “düşman” diğer yanıyla da silahları kullanacak DNA’ya sahip bir kobay, bulunmaz bir nimettir artık. Bir zamanlar aynı tarafta olduğu insanlara kendini bir türlü anlatamayan Wikus çareyi 9. Bölge’deki barakasında çocuğuyla saklanan bir uzaylının, CJ’nin yanına sığınmakta bulur. Filmin belki de tek sağduyulu karakteri olan CJ, uzay gemisini hareket ettirecek sıvıyı biriktirmeye çalışmaktadır.

District 9, -ne yazık ki- gayet “dünyalı” bir hikaye anlatıyor. İşte zenofobik dünya! Zaten filmin çekildiği barakalı bölge, bir zamanlar apartheid rejiminde siyahilerin tutulduğu bölgenin ta kendisidir. Ama tabii ki bu alegori Güney Afrika'nın sınırlarını aşıyor ve her coğrafyada kendi uzaylısını buluyor.

Yorumlar

  1. Filmi dün gece televizyonda tesadüfen izledim. "Wikus bi kalıbının adamı ol" diye diye. Filmin ortalarında bir "Avatar"a dönüş bekledim. Karşı taraftan biri olacak, karidese dönüşünce, onları kurtaran adam olacak vs. Bir nebze de olsun buldum. Biz insanlar çok pis yaratıklarız ama aslında içimizde "ortaya çıkmayı bekleyen" bir iyilik vardır hep- konulu filmlerden bir hal oldum. Yap yap oscar'a aday ol anasını satıyım.

    not: çok ender yazar olduk komşucum karga, neme rağmen bir kanat egzersizi yapsak diyorum. kendimi de dahil ederek :)

    YanıtlaSil
  2. Benim kanat egzersizi yapmam şart sevgili Margot! Yaz sıcakları beni esir aldı, yazılar sonbahara kaldı.

    Çok yakında yine komşuculuk oynayacağız yani:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"