Cimcime ve Dergilerin Hayatı

Virgül dergisi artık çıkmayacakmış. Sevdiğim dergilerin kapandığını duyunca üzülüyorum. İçten içe bir suçluluk da duyuyorum. Son zamanlarda ihmal ettiğimi düşünüyorum. Oysa ömrü pek uzun olamayan bu dergiler, kişisel yolculuklarımızın biricik tanıklarından.

İlk hatırladığım dergi, evin gizli bir köşesinde bulduğum, biriktirilmiş Hey dergileri... (Niye “gizli köşe” bilmiyorum, belki de çocukluğun yasak dolaplar, gizli çekmecelerle örülü hayal gücü...) 7-8 yaşlarında olmalıyım. Dergileri bulduğum yerde oturup kalıyorum. Evin içinde başka bir dünya keşfeden her çocuk gibi.

Sonra Milliyet Çocuk geliyor. Şehir gazozu ne ise Milliyet Çocuk da o benim için! Bir solukta okuyorum. En çok Cimcime’yi seviyorum, ilk önce mi okusam sona mı saklasam bir türlü karar veremiyorum. Cimcime içimde yer ediyor. Ardından ergenlik yıllarının Blue Jean ve Hey Girl dergileri geliyor. Blue Jean taşra hayatına yabancı ( fazlaca "kuşe") bir dergi olsa da zaten tuhaf olan ergenlikle geçinip gidiyor işte. Çıkartmalarıyla bir boşluğu kapatıyor. Hey Girl’de ise yüz güzelleri seçiliyor, bir süre sonra burun kıvıracağımız kişilerin posterleri veriliyor. (Ergenlik, gerçekten sağ salim çıktığımıza şükredeceğimiz bir dönem!)

Üniversite yıllarında sürekli beslenen bir heves... Dergilerden pek çok şey umuluyor. 25. Kare ve Hayalet Gemi'nin hiç bir sayısı kaçırılmıyor. Limon geyik yapmayı, Express karşı olmayı öğretiyor. Harçlığımız kısıtlı ama ne yapıp edip dergilerimizi alıyoruz, okuyoruz, filmlere gidiyoruz. Bazı filmlerde (Rus filmleri dahil) sabretmeyi öğreniyoruz. (Yaşasın 25. Kare!) Dünyaya açık olmak ve iyimserlikle inanmak öğrenciliğin en güzel halleri olsa gerek. “Mürekkep bağımlıları için” Hokka, her sayıda bir nar eklenen Nar, Çalıntı, Pazartesi, Şizofrengi, Defter... Tesadüfen sahaflarda karşılaşıp heyecanlandığım Argos ve Gergedan, ciddiyetinden biraz ürktüğüm, -ceketimi ilikleyip- aldığım Birikim, boyutlarından evde yere serip üzerinde oturarak okuduğum Fol...

Yurtdışında yaşadığımda buraya dair en çok özlediğim şeylerden biri de dergilerdi. “İstediğin dergi varsa gönderelim,” derlerdi. Ne isteyeceğimi bilemezdim. Aslında, bir kitapçıda uzun uzun dergileri karıştırmayı, yeni birşeylerle karşılaşmayı, adı duyulmamış dergilerin bir araya getirdiği küçük toplulukları  görüp heyecanlanmayı özlerdim. Bu dergilerin, bende naif duygular uyandırdığını söylemek çok yersiz olmaz. Bunun en büyük sorumlusu, Milliyet Çocuk’tur! Giden bir derginin ardından üzgün olmamda en büyük pay Cimcime'nin ta kendisi yani.

Hayat böyle tuhaf denklemlerle dolu işte...

Yorumlar

  1. alkimcim, blogunun puantiyeli hali benim daha cok hosuma gidiyor, geri donmene sevindim:) yine cok guzel yazmissin. en cok da "Dünyaya açık olmak ve iyimserlikle inanmak öğrenciliğin en güzel halleri olsa gerek." deyince icim buruldu azicik. gercekten de oyle. yaslanmak boyle birsey olsa gerek... ha bi de, cimcime'yi ben de severdim, bi de uzun corapli kiz pippi'yi. bigun onu da yazsana:)

    YanıtlaSil
  2. hani mimarlık, tasarım, yapı vs.vs. dergileri, hani okul hayatındaki dergiler nerde ? niye yazmadın onları ? çok ayıp olmuş, özür dile onlardan.(arzu)

    YanıtlaSil
  3. Evrimcim, öğrenciliğin en çok o halleri aklıma geliyor nedense...Bu arada, Pippi'ye ben de bayılırdım. Evet, kesinlikle yazayım! Ne kadar ilham verici bir karakter! Aynı zamanda dünyanın en tatlı ve en çilli anarşisti!

    YanıtlaSil
  4. Arzuuu,o zaman Tombul Matematik'ten de özür dilemem gerekecek...Aslında adı beni yanıltmıyorsa baya da neşeli bir dergiydi.

    Mimarlık dergileri aklıma nedense Mimarlar Odası'nın kütüphanesini ve Bayar Çimen'i getiriyor. Konur Sokak! Neyse, farklı bir başlık çıkar buradan:))

    YanıtlaSil
  5. bayar çimen ve pantolon askıları..

    YanıtlaSil
  6. Milliyet çocuğun ortasındaki 20 sayfa çizgi roman şeklindeki klasikler bizim jenerasyonun Varlık yayınları eşdeğeri idi

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

kırmızı balon

evini arayan kaplumbağalara...

"çınar, ben, ağaç ve kedi"